Başrahip beşeri kanunların daima daha üstün tutulması gerektiğini ve insanlar arasında yapılmış anlaşmalar olmasa doğa kanununun doğal eşkıyalıktan başka bir şey olmayacağını kanıtlamaya çalıştı. “Noterlerin, rahiplerin,şahitlerin ,sözleşmelerin, icazetlerin olması şart” dedi Safdil’e. Safdil ise ona vahşilere özgü şu düşünceyle cevap verdi: “Aranızda bu kadar çok tedbire ihtiyaç duyduğunuza göre sizler pek namussuz insanlar olmalısınız.”
Sayfa 28 - İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI·Kitabı okudu
İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde , insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görünmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat , daha makul değil miydi?
Hayat dediğin başka nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki , üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız. Her hadisenin insanı eğlendirecek bir tarafı vardır.