Her şeyin bi’şeyi var, bir oturuşta bitirdiğim bir öykü oldu. Yazarın kalemi akıcı ve güzel hissettirdi
Hikayemizin başkahramanı Şövket ! :) Balat’ın arka mahallelerinde yetişmiş, yaşamına Moldova’da devam etmiş olan Şevket.
İnsanın 4 iç sesi olduğunu söylüyor Şevket. Biri iyi, biri kötü, biri kendisi ve sonuncusu ise zamanla sessizleşen ve hepimizin içinde olan o küçük çocuk :)
Şevket’in çocukluktan kalma travmaları sebebiyle içindeki sanrıları tane tane anlatması çok hoşuma gitti :) iç seslerini kişiliklerle ya da kişilerle bağdaştırması, çocukluk travmalarını kendi kendine atlatmaya çalışması, yaşamının anlamını bulmaya çalışması ve bunları cümlelere dökebilme cesareti gerçekten hayranlık uyandırıcıydı.
Şevket’in hikayesine gelince; hayatını üç kısma ayırmıştı. Ama bu bölümler giriş, gelişme ve sonuç değildi. İlki korku, ikincisi başarı, üçüncüsü ise yine birinciyi tekrar ediyordu. Yani Şevket böyle ifade ediyordu hayatını.
15 yaşında ani bir kararla bir başarı elde ettiğini düşünüyordu Şevket. Ve o başarının hazzını 35’nde yaptığı bir şeyle tekrar yaşayabileceğini düşünmüştü ama yanılmıştı.
Her delikanlı gibi Şevket de hem mutluluğa uçuran hem de cehenneme götüren bir aşk yaşamıştı. İşte asıl hayatı bundan sonra başlıyordu…
Kitap genel olarak çok güzeldi. İlk kez yazarı okumama rağmen yıllardır kalemine aşina gibi hissettim kendimi. Başta söylediğim gibi bir oturuşta bitirdim ve bitmesin istedim. Ama malum her güzel şeyin bir sonu mutlaka vardır
Kitabın sonuna her ne kadar hayıflanmış olsam da mutlaka okunmalı, tavsiye ederim
Keyifli okumalar