Ebru Pekince

Eskiden egemen topraklarının geliriyle ya da vergi geliriyle geçinirdi. Gücüyle birlikte ihtiyaçlarının da arttığı bugün, artık bu böyle değil. Eskiden olsa prensin yeni bir vergi salacağı koşullarda bugün borca başvuruluyor. böylece devlet yavaş yavaş zenginlerin çoğunun borçlusu oluyor ve en büyük sermayeleri kendi elinde merkezileştiriyor. Daha küçük sermayeler de farklı bir yolla çekiyor. İnsanlar birbirleriyle karıştığı ve koşullar eşitlendiği ölçüde yoksul daha çok kaynağa ve aydınlığa erişiyor ve daha çok şey arzu ediyor. Daha iyi bir gelecek fikrine kapılıyor ve buna tasarrufla ulaşmaya çalışıyor. Dolayısıyla tasarruf her gün, işgücünün yavaş ve tedrici getirisi olan sonsuz sayıda küçük sermayenin birikmesini sağlıyor ve bunlar sürekli büyüyor. Ancak bu birikimler dağınık halde kalsaydı çoğu verimsizliğe mahkum olacaktı. Bu durum, yanılmıyorsam yakın gelecekte en büyük siyasi kurumlarımızdan biri konumuna yükselecek olan insancıl bir kurumu doğurdu. Hayırsever insanlar, yoksulun birikimini bir araya toplama ve getirisini işletme fikrini geliştirdiler. Birkaç ülkede bu yardımsever kurumlar devletten tamamen bağımsız kaldı ama neredeyse tümü de devletle açıkça kaynaşma eğiliminde hatta bazı ülkelerde hükümet bu kurumların yerine geçti ve milyonlarca çalışanın gündelik tasarrufunu tek bir yerde toplamak ve bizzat değerlendirmek gibi muazzam bir işi bizzat üstlendi. Böylece devlet zenginlerin parasını borçlanma yoluyla kendine çekerken, yoksulların üç kuruşunu da tasarruf sandıkları vasıtasıyla keyfince kullanır. Ülkenin zenginlikleri onun yöresine ve onun ellerine akar. Koşullar ne kadar eşitlenirse bu yığılma o kadar artar zira demokratik bir ulusta sadece devlet kişilere güven verir çünkü sadece devlet belli bir güze ve sürekliliğe sahip görünür. ÇN: Bir yandan
Sayfa 30 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ÇN
Merkezi iktidarın yetkileri arttıkça onu temsil eden memurların sayısı da artıyor. Memurlar her bir ulus içinde ayrı bir ulus haline geliyorlar ve hükümet de istikrarını onlara emanet ettiğinden giderek aristokrasinin yerini alıyorlar. Avrupa'nın hemen her noktasında egemen iki yolla tahakküm kuruyor: Yurttaşların bir kısmını kendi memurlarından duyulan kaygıyla, diğer bir kısmını da memur olabilme umuduyla yönlendiriyor.
Sayfa 29 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Demokratik Zorbalık
Hayır işleri gibi eğitim de günümüz halklarının çoğunluğunda ulusal bir meseleye dönüştü. Anne çocuğu elleriyle devlete teslim ediyor ya da devlet onu annenin kollarından alıp kendi memurlarına emanet ediyor. Her nesle duygular ilham etme ve fikirler aşılama görevi devletin memurunda. Diğer tüm alanlarda olduğu gibi eğitime de tek tiplik hakim. Özgürlük gibi, farklılıklar da günden güne yok oluyor.
Sayfa 28 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Demokratik Zorbalık
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2022 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2022 07:31
Kitabı okumaya başladığımda, yazar ne anlatmaya çalışıyor, eşitlik ilkesine neden şiddetle bu kadar karşı diye sürekli soru işaretleri vardı kafamda. Okumaya devam ettikçe bu soru işaretleri tahmin edemediğim şekilde çok güzel cevaplar buldu bu kitapta. Gerçekten çok şahane bir kitap ve Tocqueville' in yaşadığı döneme göre yönetimlerin gidişatı konusunda tespitleri çok haklı ve öngörüleri de(bir kısmının doğru çıktığını da okudukça anlıyorsunuz) çok gerçekçi. Kitap kısaca aristokratik yönetim ile demokratik yönetimin artıları ve eksilerini detaylı bir şekilde bol örneklerle ele alıp kıyaslama yapıyor. Okurken bazen gerçekten de aristokrasinin günümüzden daha iyi olabileceğini bile düşündüm bazı yönlerden. Tocqueville elbette ki aristokrasinin yanlışlarını bariz bir şekilde göz önüne seriyor fakat demokratik yönetimlerinde bir şekilde despotizme döndüğünü ve bunun da halklara eşitlik adı altında bireyi tektipleştirip güçsüzleştirerek aynı zamanda devleti de yüceltip tüm imkanları elinde toplayıp güçlendirerek yapıldığını öne sürüyor. Bu açıdan demokratik yönetimin de aristokrasiden çok daha iyi bir yönetime geçiş olmadığını savunuyor. Yazarla farklı düşündüğüm tek konu ise şu: Zenginlik ve gücün sahibi bireyler iken demokratik yönetimlerde tüm gücü ve zenginliği devletin elinde topladığı görüşüdür. Bazı açılardan devletin gücü elinde topladığını kabul etsem de halen zenginliğin yine devletlerde değil kişilerde birikmeye devam ettiğini ve hatta bu kişilerin devletin yönetimine de müdahale ettiğini düşünmekteyim, bu yüzden bu konuda yazarın görüşünden ayrılıyor görüşüm. Sanayinin gelişiminin de insanların eşitleşmesine yani birbirine benzeşerek yönetilmelerinin kolay hale gelmelerine katkı sağladığını söylemekte Tocqueville. Eşitlik ile köleliği bir anlamda
Demokratik ZorbalıkAlexis de Tocqueville · Can Yayınları · 20201,427 okunma
Eski bir kraliyet ailesini devirip demokratik bir halkın başına yeni kişileri geçiren bir devrim, merkezi iktidarın bir anlığına zayıflamasına yol açabilir ancak bu yeni durum başlangıçta biraz anarşik görünse de son tahlilde iktidarın ayrıcalıklarının mutlaka genişleyeceğini ve sağlamlaşacağını öngörmekte hiç tereddüt etmemeliyiz. Demokratik bir toplumda kamusal gücü merkezileştirmeyi başarmanın ilk ve bir şekilde tek koşulu, eşitliği sevmek ya da insanları buna inandırmaktır. Böylece evvelce son derece karmaşık olan despotizmin formülü basitleşiverir, adeta tek bir ilkeye indirgenmiş olur.
Sayfa 26 - Can Yayınları·Kitabı okudu