"Değişime uğramış olanların, mutantların dünyasında dini bir ilke vardır. Bunu bildiğinden eminim. Bu 'Öldürme,' der. Bu yeterince açıktır, ama yine de onlar savaşlarda, ulaşımda, yapılan tıbbi deneylerde, kendi mallarını ya da yaşamlarını korurken, kızgınken hatta yalnızca ödeşmek için bile birbirlerini öldürler. Basit 'Öldürme,' ilkesinin yorumu kişinin farklı koşullar altındaki düşüncelerini haklı çıkarmak için değiştirilir. Eğer toplum bu biçimde düşünmeyi seçerse bu kabul edilir, ama gerçek 'Öldürme,' değil 'Öldüremezsin!'dir. Bunun koşullarla, izinle ya da yapılmış olan edimlerin incelenmesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Sözler gayet açıktır. Öldürmek olanaksızdır. O ruhu sen yaratmadın, onu sen öldüremezsin. İnsan biçimine son verebilirsin, ama bu yalnızca ruhu Sonsuzluğa geri gönderir. Ruhlar durup başlamazlar, onlar süreklidir. Ölüm bir sonuç değildir. Ölüm Sonsuzluk dünyasında değişik bir biçimde var olmaktır. Bir yaşama son vermek kişiye kesinlikle bir sorumluluk getirir; yaşam çok değerli bir deneyimdir. Ama bu sorumluluk Avrupalıların yasalarında anlaşıldığı gibi değildir. Bana birkaç kişinin görüşleri evrensel yasalar olarak tanıtılıyormuş ve milyonlarca insan bunların doğru olduğunu kabul ediyormuş gibi görünüyor. Yaratılışın yasaları zamanla değişmez ve kesinlikle erkekler ya da kadınlar için farklı değildir. Her insana özgür irade armağanı vermiştir. Bu hiçbir zaman geri alınamaz. Onun için her birimiz kendi yolumuzda gitmekte, kendi alın yazımızı aramakta, kendi üst benliğimizi keşfetmekte özgürüz. Yaşamında birlikte yolculuk yaptığın grup seni ya olumlu olarak destekleyecek ya da sana sürekli olarak onlara rağmen kendi olumlu düzeyine ulaşman için gereken fırsatları sunacaktır."