Yine de o öğleden sonra garajda anladığım bir şey varsa o da şu, aslında hepimiz bu dünyada boktan birer mevsimlik işçiyiz ve yapabileceğimiz tek şey ayağa kalkıp elimizden geldiğince hayatı kovalamak.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O sırada Jeremiah geldi, kapıyı açtı ve çarparak kapadı. Aramızdaki o hassas, zayıf an kırılıp ikiye bölündü. Bitmişti. Ne söyleyeceğini merak etmenin bir faydası yoktu. Kaybolan anlar bir daha geri gelmiyordu. Sonsuza dek gidiyorlardı.
Ümit etmek aptalca, diye düşündü. Üstelik bunun günah olduğuna inanıyorum. Günahı düşünme şimdi, diye düşündü. Günah olmadan da epey sorun var. Hem hiç de aklım ermez buna.
Bekir Sıtkı Erdoğan’ın İlahi Adalet şiirinde ifade ettiği gibi: “Her canlıya Hak, layık olan cevheri verdi… Tırtıl iki diş bulsa eğer, ormanı yerdi!… Şayet kediler haftada bir gün uçabilse… Dünyada bütün serçelerin nesli biterdi…”