Smita kadınların hiçbir mal varlığı olmadığını, her şeyin kocalarına ait olduğunu biliyordu. Kadın evlendiğinde varını yoğunu kocasına veriyordu, kocası öldüğünde kadının varlığı da sona eriyordu.
Hasta olan o değildi. Asıl hasta olan ve tedavi edilmesi gereken toplumdu. Toplum zayıfları korumak, yanlarında olmak yerine tıpkı yaşlı filleri bir başlarına ölüme terk eden fil sürüleri gibi onlara arkasını dönüyordu.
Hayatın darbesini yemiş, hırpalanmış bir kadın olarak bütün çatlaklarıyla, bütün yaralarıyla, bütün hasarlarıyla yaşamaya devam edecekti. Artık onları saklamaya çalışmayacaktı. Önceki hayatı bir yalandı, bu seferki gerçek olacaktı