Bu roman, saatlerden çok zamanla derdi olanların hikâyesi.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçerken
eskiyle yeni arasında sıkışmış bir toplum…
Batılılaşmayı anlamadan uygulayan kurumlar…
Ve bu karmaşanın ortasında Hayri İrdal.
Görünüşte:
Saatleri ayarlayan ciddi bir devlet kurumu.
Gerçekte:
Gereksiz bürokrasi, şekilcilik ve modernleşme adı altında rezilleşme.
Roman, Hayri İrdal’ın çocukluğundan yetişkinliğine kadar olan hayatını merkez alır.
Bu hayat üzerinden:
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş, Eski ile yeni arasındaki çatışma, Batılılaşmanın yanlış anlaşılması üzerinde durulur.
Hayri İrdal sürekli talihinden şikayet eden, karamsar, saf, sorgulamayan, toplumu anlamayan ama ona uyum sağlamaya çalışan bir karakterdir. Bir gün Halit Ayarcı ile tanışır ve hayatı tamamen değişir.
Kitap bir modernleşme eleştirisi. Daha doğrusu yanlış modernleşme. Kitapta hiciv, mizah, ironi iç içedir. Absürt olaylar o kadar ciddi bir şekilde anlatılmış ki bu da yazarın ustalığını gösteriyor.
Ben kitabı sevdim. Biraz yavaş ilerliyor ama tavsiye ederim.