Yazar bir görüşün doğru olduğuna inanıyor ve bunu bize anlatıyor. Temel olarak burada bir problem yok. Problem temelde şurada bu görüşe katılmıyorsanız sizi yaftalıyor. Sen diyor ya katı laiksin ya katı bir radikal. Kimi yerde bağnaz diyor. Böyle bir üslupla bana bir şey anlatmak zor.
İkinci temel problem görüşlerini benim hiç sevemediğim bir insan olan Hayreddin Karaman'a dayandırıyor. Hatta bir yerde kitabını da ısrarla tavsiye ediyor.
Sonuç olarak ben kitaptan neredeyse hiç istifade edemedim
Ben bu kadar kötü bir çeviri gördüğümü hatırlamıyorum. Altın Kitaplar'dan çıkan kitabı almayın okumayın, etmeyin eylemeyin. Kitabın kapağı da ismi de uygunsuz zannımca
Neden böyle bir kitap var ve neden ben bunu ciddiye alıp alıp okumuşum zamanında. Zamanınıza ve paranıza yazık. İnsanlara konuşarak bir şey anlatılamazken bir sms uzunluğunda mesaj atarak bir şey anlatabileceğimin yanılgısına düşmüşüm sanırım.
Murat Menteş'in 2 kitabını okuduktan sonra 3. kitaba başlarken maalesef artık neyle karşılacağımızı biliyoruz: İlginç isim soyisim kombinasyonu, kimsenin aklına gelmeyecek enteresan benzetmeler/betimlemeler (ki bir yerden sonra yapma şunu artık sayın yazar dedirtiyor) ve katman katman önümüze serilip bizi şaşırtacak bir hikaye. Peki şaşıracağımızı bilirsek şaşırır mıyız? 2 kitap sonrası bu da olmuyor ne yazık ki.
Uzunca bir süre ara verip okumak muhtemelen kitaptan alınacak tadı artıracaktır.