Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer kendi ecdadınız hakkında hiçbir yerde bulamayacağınız dedikoduları tek bir kitapta okumak ise niyetiniz daha fazla beklemeyin:) arkadaş sohbetlerinizde sazı elinize alıp bunca malumata nereden sahipsin dedirtecek cinsten bir fiskos dolu deneme :) kitap bitti ancak notlar aldığı kısımların üzerinden tekrar geçmek istiyor insan ; bakınız bir kere Tanpınarın malumunuz Yahya Kemal’in öğrencisi olması hasebiyle birlikte çıkardıkları dergah dergisi için toplandıkları kahvehaneler de dönen geyikler eğlence anlayışları ; ilk önce şöyle diyor insan; bahsettiği dönemden geçen bir asır içinde erkeklerin eğlence anlayışında hiçbir oynama yok :) sadece giyilen kıyafetler, kafelerin şekli değişiyor bilardo sesleri, münevver kesim oldukları için sanat felsefe proje fikirleri sohbetleri, kuvvetle muhtemel tütün ürünleri aromalı güncel siyasi mevzular ha siyasi mevzular derken hemen akabinde şu sinsi düşünce geliyor insanın aklına ; Anadolu’daki erkeklerin yaptığı en büyük eğlence, tepelerindeki top sesleri sustuğunda cephelerde, mevzilerde ceplerinde kalan son cigarayı arkadaşları ile bir fırt dönmek belki , belki koynundan çıkardığı sevdiğinin fotoğrafını çocuğunun fotoğrafını öpmek , kolu bacağı kopan kardeşlerinin arasında aklına mukayet olmaya çalışmak.. Çağdaşı olan bir adam sırf okumadı diye veya İstanbullu değil diye belki aynı zaman diliminde olup farklı evrenlerde olmaları ama yinede birbirinden haberdar olmaları, münevver kesimin İstanbul kahvelerinde oturup bu insanların durumunu konuşup savaşın gidişatı hakkında fikir beyan etmeleri çok büyük ikircik ve haksızlık gibi geliyor ancak bi taraftan da vatan şairleri ve yazarlarının geride kalan insanları yüreklendirmeleri için hain cümleleriyle vaaz veren hocaların belki muallimlerin arasında bu insanların vazifelerinin
Doğrusu istenirse, ağaç, mimarimizin ve bütün hayatımızın en lutufkâr yardımcısıdır. Beyaz mermerle, yontulmuş taşla uyuştuğu kadar harap çatı ile , süsleri bakımsızlıktan kaybolmuş, yalağı kırılmış çeşme ile de uyuşmasını bilir. O güneşin adına söylenmiş bir kasideye benzer.
Doğrusu da budur. İstanbul, ya hiç sevilmez; yahut çok sevilmiş bir kadın gibi sevilir; yani her hâline, her hususiyetine ayrı bir dikkatle ÇILDIRARAK .