Bambaşka sandığımız insanlar, hayatlarının bir ânına takılmış olabilir. Tanımadığımız insanlar hakkında nasıl da kolay hüküm verebiliyoruz. “Cesur ve utanmaz biri oldun mu, senden çekinirler! Bütün yumruklar korkak, beceriksiz ve namuslu insanların tepesine iner.” diyor Dostoyevski. Raif efendi için hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Mariası, güzel Kürk Mantolu Madonnası bile onu terk etmişse herkes bunu yapabilirdi. Yaşamını, ruhunu içinde bulduğu Mariası onu terk etmişti... Artık ne önemi vardı yaşamın ve olanların ? Ânın içinde dahiliyeti dışında hiçbir hissiyatı yoktu. Ta ki o güne kadar...
Eski pansiyon komşusu Frau van Tiedemann ile 10 yıl sonra karşılaşır. Ve tasavvur ettiği her şey bir anda tersine döner.
Boşunaymış, insanlara olan inançsızlığı, hissizliği boşaymış. “Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim, ikinci defa oynayamam.”