Ece Tecimer

Ece Tecimer
@Ecetecimer
Lisans
Eskişehir
578 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı

Ece Tecimer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·156 syf.··
2026 60. kitabı
Enes Resül Öztürk
10/10 · 4 okunma
Reklam
Puan vermedi·280 syf.··
2026 59. kitabı
Bugün sizlere oldukça acı bir kadın hikayesi ile geldim. Alexandra Cavelius’un yazdığı “Leyla.” Bu kitabı elinize aldığınızda sadece bir roman okuyacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz; çünkü bu kapak arkasında, insanlığın en karanlık dehlizlerinde verilmiş gerçek bir yaşam mücadelesi saklı. Leyla, kurgu olamayacak kadar sarsıcı, hayal ürünü sayılamayacak kadar kanlı canlı bir tanıklık sunuyor bizlere. Bosna Savaşı’nın o puslu ve soğuk atmosferinde, bir genç kızın hayatının nasıl bir gecede paramparça edildiğine şahitlik ediyoruz. Leyla, henüz on altı yaşındayken, güven duyduğu dünyasının başına yıkılışıyla baş başa kalıyor. Alexandra Cavelius, Leyla’nın yaşadığı o korkunç toplama kampı sürecini ve uğradığı sistematik şiddeti anlatırken kalemini hiç sakınmamış. Okurken bazen nefesinizin kesildiğini, bazen de “bu kadarı da olamaz” dediğinizi hissedeceksiniz. Ancak en acısı da tüm bunların yaşanmış olması. Kitabı samimi kılan en önemli detay, Leyla’nın sadece bir kurban olarak değil, küllerinden doğmaya çalışan dirençli bir ruh olarak resmedilmesi. Yazar, savaşın sadece binaları yıkmadığını, ruhlarda nasıl onarılmaz yaralar açtığını Leyla’nın gözünden iliklerimize kadar hissettiriyor. Leyla’nın sessiz çığlığı, sayfalar ilerledikçe okuyucunun kalbinde yankılanan bir feryada dönüşüyor. İşkencenin, aşağılanmanın ve çaresizliğin içinde bile tutunacak küçük bir umut dalı arayışı, insan iradesinin ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Bu eseri okurken bazen kitabı kapatıp derin bir nefes alma ihtiyacı duyacaksınız. Zira Leyla’nın hikayesi, bize dünyanın bir yerlerinde, çok da uzak olmayan bir geçmişte insanların birbirine neler yapabileceğini en çıplak haliyle hatırlatıyor. Savaşın da bir onuru olması gerektiğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Keşke
LeylaAlexandra Cavelius · Pegasus Yayınları · 20168,9bin okunma
Puan vermedi·113 syf.··
2026 58. kitabı
Bugün sizlere yine duygu yoğunluğu yüksek bir şiir kitabı ile geldim. @erdiofficial un yazdığı “Amor Morte”. İsmiyle müsemma; Latince “Aşk ve Ölüm” demek olan bu eser, bizi iki uç duygu arasındaki o ince çizgide yürütüyor. Kitabı elime aldığımda kapaktaki siyah çiçek imgesiyle hissettiğim o puslu hava, sayfaları çevirdikçe gerçek bir varoluş sancısına dönüştü. Erdi Akbulut, şiirlerinde sadece aşkı değil, o aşkın içindeki kaçınılmaz vedaları ve “huzurlarınızda sergilenen ayrılıkları” anlatıyor. Şairin de dediği gibi: “Kesin olan, yaşamın grafiği acılarla çizilebilir ancak.” Bu dize aslında kitabın özeti gibi; mutluluğu gökten yağan bir hediye olarak değil, belirli deneyimler sonucu kazanılan zorlu bir ödül olarak görüyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey, yazarın çok sıradan anları —bir balkon sefasını ya da bir yaz yağmurunu— bir anda devasa bir içsel sorgulamaya dönüştürebilmesi oldu. “Öpüşlerden artırdığımız bir avuç içtenliğimizdi” derken kaybettiğimiz o masumiyete bir selam gönderiyor. Bitmeyen avuntuların peşinde koşarken, hangi yönden estiğini bilmediğimiz rüzgarlara tutunan bizler için Amor Morte, kütüphanenin en melankolik ama en samimi köşesine aday bir yol arkadaşı. İyilikle ve kitapla kalın.
Amor MorteErdi Akbulut · Klaros Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·75 syf.··
2026 57. kitabı
Bugün sizlere duygu dolu bir şiir kitabı ile geldim. Ahmet Deniz Özgökçe’nin yazdığı “En İnsan Olmalarıyla.” Bu kitapta şair, bizi zıt kutupların arasında mekik dokuyan samimi bir yolculuğuna çıkarıyor. Bir sayfada kalbinin “en sevdiği yerinden” nasıl eskidiğini, hipodrom yalnızlıklarını ve hayatın hırpalayan yanlarını anlatırken; bir diğer sayfada sisli denizlerin içinden çıkan masmavi bir aşkın afallatan güzelliğine sığınıyor. Özgökçe’nin dizelerinde hayatın hem o gri, hüzünlü “eskimişliği” hem de bir kadının gözlerinde anlam bulan “kâinatın tüm ışıltısı” yan yana duruyor. “Gizemin Dili”ndeki o Mezopotamya’dan dünyaya açılan çaresizlik ile “Gözlerimde Tüten Yaşam Sendin” şiirindeki sonsuzluğa giden tren hayali aslında tek bir şeyi simgeliyor: İnsan olmanın her halini kabul etmek. Şair; köklerinden kopan anlamları yeniden bulmak için bizi çocuklarla gülmeye, yağmurların altında hürlüğün şarkısını söylemeye davet ediyor. Zira hepimiz, bir yanımızla o eskimiş kalbin yorgunluğunu taşırken bir yanımızla hala bizi hayata bağlayan o masmavi mucizeyi bekliyoruz. İyilikle ve kitapla kalın.
En İnsan OlmalarıylaAhmet Deniz Özgökçe · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma