Ece Tecimer

Ece Tecimer
@Ecetecimer
Lisans
Eskişehir
572 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 91. kitabı
Bugün sizlere fantastik bir kitapla geldim. Sizi hayallerin gerçeğe dönüştüğü ama bir o kadar da tehlikeli bir dünyaya, @buseyarenkıyak ’ın kaleminden çıkan “Ay Kuşağı: Tempersitar” evrenine davet ediyorum. Kitabın dünyasına girdiğiniz an sizi Primuslar, Elementerler ve 400 yıldır görülmemiş bir bağ olan Tulparlar karşılıyor. Hikayemizin merkezinde, geçmişin ağırlığıyla geleceğin belirsizliği arasında sıkışmış Helena Lincoln var. Helena, Alderwild Elementer Akademisi’ne adım attığında bunun bir kaçış olduğunu sanıyor ama aslında her şeyiyle yüzleşeceği bir kapana girdiğinden habersiz... Okurken Helena ve sadık dostu Pegasus arasındaki o derin bağ beni gerçekten duygulandırdı; iki yalnız ruhun birbirini bulması kurgunun en naif yanlarından biriydi. Chris karakterine ise ayrı bir parantez açmak lazım. Onun o güven veren kalbi ve sevgisi sizi kendine bağlarken, hikaye boyunca karşınıza çıkan o büyük “ihanet” tam bir ters köşe etkisi yaratıyor. Yazar, betimlemelerle öyle detaylı bir evren kurmuş ki, bazen sayfalar süren o tasvirlerin içinde kendinizi akademinin koridorlarında veya elementlerin savaşında bizzat yürürken buluyorsunuz. Bir kafeste başlayan bu hikaye, sizi tahmin edemeyeceğiniz bir cehennemin ortasına bırakabilir. Yazarımızın emeğine sağlık. Serinin devamını merakla bekliyorum. İyilikle ve kitapla kalın.
Ay Kuşağı 1Buse Yaren Kıyak · Morva Yayınları · 20267 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ece Tecimer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·512 syf.··
2026 91. kitabı
Buse Yaren Kıyak
9.7/10 · 7 okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2026 90. kitabı
Bugün sizlere güzel bir şiir kitabıyla geldim. @drremziyeakca ’nın “Zaman Beklemekte” isimli şiir kitabı, isminin hakkını veren bir vakurlukla karşılıyor okuru. Kitabı elinize aldığınızda, mısraların arasında sadece kelimelerin değil, yaşanmışlıkların ve o yaşanmışlıkların bıraktığı derin sükunetin izini sürüyorsunuz. Akça, şiirlerinde zamanı sadece akan bir mefhum olarak değil, insanın içinde duran, bekleyen ve bazen de iyileştiren bir durak olarak kurguluyor. Şairin dünyasında “yaşamak”, zıtlıkların bir arada var olma sanatı gibi; arşla yer, yalanla doğru, dünle yarın arasındaki o ince çizgide insanın kendi kalbini bulma çabası her sayfada hissediliyor. Şiirlerin bütününe yayılan o samimi doku, özellikle “Baba” ve “Sen” temalı dizelerde iyice belirginleşiyor. “Güneş tam tepedeydi ancak gönlüm üşüyordu” derken, dış dünyanın gerçekliğiyle ruhun iklimi arasındaki o tezatlığı en yalın haliyle kalbimize dokunduruyor. Şairin dili kullanışındaki bu duruluk, aslında karmaşık duyguları ne kadar iyi süzdüğünün de bir göstergesi niteliğinde. Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri de şiirin ve şairin konumunu bizzat mısraların içinde sorgulaması. Şiiri “gizemli bir kapı” olarak tanımlayan Remziye Akça, okura bu kapıyı çalma cesaretini veriyor. Her okuyanın aynı mısrada farklı bir kapıdan geçeceğini bilerek, duygularını ortak bir paydada buluşturuyor. “Zaman Beklemekte”, sadece okunup geçilecek bir kitap değil; bir köşeye çekilip, demlenmiş bir çay eşliğinde, kendi iç sesinizi dinleyerek mısralar arasında kaybolacağınız bir yol arkadaşı. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Zaman BeklemekteRemziye Akça · Altunpack Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 89. kitabı
Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim bir yazarla geldim. Ayfer Tunç’un ustalık eserlerinden biri olan “Aziz Bey Hadisesi”, okuru derin bir melankolinin, karşılıksız kalmış duyguların ve bir ömrün nasıl sessizce heba edilebileceğinin içine çeken sarsıcı bir anlatı sunuyor. Kitap, yalnızca Aziz Bey adında bir adamın hayat hikâyesini değil, aynı zamanda bir insanın kendi tutkularına ve hatalarına nasıl mahkûm olabileceğini de incelikli bir dille işliyor. Yazar, karakterin Beyoğlu’nun arka sokaklarından İstanbul’un hüzünlü atmosferine uzanan yolculuğunu anlatırken, arka planda değişen bir şehrin ve kaybolan bir dönemin ruhunu da ustalıkla yansıtıyor. Eserin en çarpıcı yönü, Aziz Bey’in o büyük ve yıkıcı aşkının peşinden giderken aslında nasıl adım adım yalnızlığa sürüklendiğini hissettirmesidir. Yazarın kullandığı dil, bir tamburun telleri gibi naif ama aynı zamanda bir o kadar da hüzünlüdür; okurken karakterin pişmanlıklarını, gururunu ve en nihayetinde kabullenişini iliklerinizde hissedersiniz. Aziz Bey, trajik bir figür olmasının ötesinde, her birimizin hayatında bir şekilde var olan “geç kalınmışlık” ve “yanlış tercihler” temasının ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu anlatı, okura hayatın sadece başarılardan ibaret olmadığını, bazen bir insanın hikâyesinin en etkileyici kısmının onun yenilgileri olduğunu fısıldıyor. Ayfer Tunç, olay örgüsünü kurarken karakterin iç dünyasını o kadar şeffaf ve samimi bir şekilde önümüze koyuyor ki, Aziz Bey’e hem kızıyor hem de ona derin bir şefkat duyuyorsunuz. Kitap sona erdiğinde zihninizde kalan şey sadece bir hayat hikâyesi değil; müziğin, aşkın ve kederin birbirine karıştığı, uzun süre etkisinden çıkılamayacak bir edebi ezgi oluyor. Yine de ben Aziz Bey’e kızanlardan oldum. Özellikle eşine olan vefasızlığı yıkıcıydı. Kısacık bir kitapta
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma