Tek bir yoksula yardım eli uzatmamış, zulme, baskıya, haksızlıklara, işkenceye, sömürüye karşı tek bir şey yapmamış olduğu halde, sırf başkalarının kötü olduğuna kendini ikna ederek kendisini iyi bir insanmış gibi algılamış olurlar. Niye bu denli bencil olduğunu, neden bunca aç, yoksul, zor durumda insan varken, sokaklarda aç çocuklar gezerken, insan hakları ortadan kaldırılıp, bağımsız yargı, özgür basın yok edilirken tek ses etmemiş olduğunu da sorgulaması gerekmez. Hatta neden doğru düzgün kendisini yetiştirmediğini, hep söz verdiği halde bir türlü yabancı dil öğrenemediğini, dizi seyretmekten kitap okuyamadığını da sorgulaması ve yetersizlik hissetmesi gerekmez. Sadece kötü bir şey yapmamış olduğuna inanmak suretiyle vicdanını bir süre susturabilir. Ancak sokaklarda aç çocukları gördükçe, siyasi yargı kararları canını sıktıkça, zulme, baskıya, işkenceye dair bir şeylerle karşılaştıkça bir şeyler yapması gerektiğini düşünecek gibi olur, kendini sorgulayacak gibi olur, sonra evli birinin biriyle flört ettiği dedikodusu hızır gibi imdadına yetişir ve ne kadar düzgün bir insan olduğuna ikna olup rahatlar.