Sartre, sevmenin, kendini sevdirme projesi olduğunu söyler. Sevgi, karşımızdaki kişi bizi sevmediğinde de bundan etkilenmeden kalıyorsa, değişmiyor, azalmıyorsa, o zaman gerçek sevgidir.
İnsan halihazırdaki düzeni, dünyayı, yaşayış biçimlerini, gelenekleri ne kadar az sorguluyorsa, doğrularından ne kadar eminse, herkesin çocuk sahibi olması gerektiğine, çocuk sahibi olmanın karşısındaki insanı mutlu edeceğine de o kadar derinden inanır. Halbuki çocuk, yeni olan, ayrı olan, benzersiz olan, bilinen her şeyden ayrı olarak dünyaya gelen ve bu bilinçle yaklaşılması elzem, bildiğiniz her şeyi sorgulatabilecek bir varlıktır. Toplum ise, "Çocuk çok güzel şey," der, ama çocuğun ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilmez, görmez, kabul etmek istemez; kendisi olmak üzere doğan çocuğu kendisi olmamaya, kitleye ve kitlesel biçimlere uymaya zorlar. Anne-babalığı, çocuğu olmadığı bir şey yapmak, hepsi birbirinin aynı bir güruhun o güruhtan ayrılmaz parçası haline getirmek sanır.
İnsan doğduğu zaman, nasıl bir hayat yaşayacağı zaten çoktan belirlenmiş durumda. Kişiler farkında olmadan, kendileri için belirlenmiş hayata uymaya çalışıyor, kendilerini bu belirlenmiş hayata uyabildikleri ölçüde mutlu ya da başarılı zannediyorlar. "Evlenince ve çocuk sahibi olunca mutlu olursun." dendiği için insanların bu konu üstünde gerçek anlamda kafa yormadan, evlenince ve çocuk sahibi olunca mutlu olacaklarını zannettiklerini, çok kadının evlenmek için evlendiğini ve çocuk sahibi olmak için çocuk sahibi olduğunu düşünüyorum.
Birinden istediğimiz bir iyilik karşısında borçlu olabiliriz sadece. Hiç kimseden bir şey istemediysek ve buna rağmen birileri bize sormadan bizim için bir şeyler yapıyorsa, daha sonra "Ben senin için şunları şunları yaptım; bana borçlusun!" demeye hakları yoktur. Buna inanmak, insanı hayatının ve mutluluğunun kendi elinde olmadığı, kolayca başkalarının davranışı karşısında çaresiz, edilgen hale düşebilen bir varlık olarak kabul etmek olurdu. Zira herhangi biri biz istemeden bir şey yapabilir; eğer bu, bizim üzerimizde bir güç, kontrol unsuru olarak kullanmak için meşru bir gerekçe olsaydı, herkes herkesi boyunduruğu altına alabilirdi.