Alice Miller, Thou Shalt Not be Aware (Farkına Varmayacaksın) kitabında şöyle diyor:
Bir çocuk ne dövülerek ne de iyiyi amaçlayan sözcüklerle başkalarını sevmeyi öğrenebilir. Hiçbir azar, vaaz, açıklama, iyi örnek gösterme, tehdit ya da yasaklama çocuğu sevebilen bir insan haline getiremez. Kendisine vaaz edilen çocuk, başkalarına vaaz etmeyi öğrenir. Dövülen çocuk, başkalarını dövmeyi öğrenir. Bu şekilde, iyi bir vatandaş, cesur bir asker, dindar bir Yahudi, Katolik, Protestan, ya da ateist, hatta sadık bir psikanalist yetiştirebilirsiniz. Ama gerçekten yaşadığını hisseden, özgür bir insan yetiştiremezsiniz. Gerçekten sevebilme kapasitesinin kapılarını açabilen tek şey, çocuk yetiştirmek için yapmaya mecbur olduğumuzu sandığımız şeyler değil, kişinin gerçekten yaşadığı hissi ve özgürlüğüdür.
Okulda başka çocukların zorbalığına sistematik olarak maruz kalan bütün çocuklar, istisnasız olarak, evde de zorba davranışlara katlanmayı öğrenmişlerdir. Zorba öğrenciler, mağdurlarını en mağdurlar arasından seçer. En mağdur ise evde en çok dövülen değil, evde en çok sindirilen çocuktur ki siz bunu çocuğunuza hiç bağırmadığınızı, hatta her zaman şefkat ve anlayışla yaklaştığınızı düşünürken bile başarmış olabilirsiniz.
Önce kendisine uyum sağlamayan insan topluma, dünyaya doğru şekilde uyum sağlayamaz. İnsanın kendisi olmasına izin ve imkân barındırmayan aidiyetler gerçek aidiyetler değildir, sömürüdür. "İyi eş", "iyi evlat", "iyi anne/baba", "iyi vatandaş" tanımı altında bize öğretilenler, "iyi eş", "iyi evlat", "iyi anne/baba", "iyi vatandaş" olduğunu zannederken kendisini içten içe mutsuz ettiğini bilmediği çıkmaza sokan, bunun bedelini başta kendi çocukları olmak üzere etrafındaki herkese ödettiğinin farkında olmayan bireyler meydana getirir.
Bir başkasının çocuğumuzu eleştirmesine asla müsaade etmemeliyiz. Çocuğumuzu -zaten eleştirmememiz gerekmekle birlikte- bir başkasının yanında asla, asla eleştirmemeliyiz. Başkaları yanında eleştirilen ve başkalarının eleştirmesine müsaade ettiğimiz çocuk, kendisini kimseye karşı savunamayan, haklarını arayamayan, tırnakları kökünden sökülmüş bir çocuktur. Halbuki hayat, o tırnakları kullanmasanız bile bazen göstermeniz gereken, aslanlarla dolu bir arena.