Ölümü tartışmaktan korkmamalısınız. Bu konuda gerilmenize gerek yok. Bunun yerine, o bilginin hayatınızın her ânını dolu dolu yaşamanıza yardımcı olmasını sağlayın çünkü her ânınız kıymetlidir. Bir insan geriye sadece bir haftası kaldığını öğrendiğinde olan şey budur.
Size, bu son haftanın en önemli hafta olduğunu söyleyeceklerinden emin olabilirsiniz. Bu son bir haftada her şey bir milyon kat daha önemlidir. Her haftayı son haftanız gibi yaşasanız nasıl olurdu?
Ölümün öğretmeniniz olması için o son ana kadar bekleyecek misiniz? Ölüm olasılığı bize herhangi bir zamanda bir şeyleri öğretme gücüne sahiptir. Akıllı bir insan, şu an aldığı nefesin, bir dahaki sefere geri gelmeyeceğinin farkındadır. Bu, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde gerçekleşebilir ve aldığınız nefes, son nefesiniz olabilir.
Hayattaki en önemli öğretmenlerden birinin ölüm olduğu fikrine katılmak, gerçek bir paradokstur.
Hiçbir kişi ya da hiçbir durum size ölümün öğrettiği kadar çok şey öğretemez. Bir arkadaşınız size, bu bedenin size ait olmadığını söyleyebilir fakat ölüm, bunu size gösterir. Birisi, bağlandığınız şeylerin önemsizliğini hatırlatırken, ölüm onları birkaç saniye içinde sizden alır, insanlar size, kadınların ve erkeklerin eşit olduğunu ve zenginlerle fakirler arasında hiçbir fark olmadığını anlatırken; ölüm bir anda her şeyi herkes için eşit duruma getirir.
Sadece hayatın size bir hediye verdiğini ve bu hediyenin doğumunuz ile ölümünüz arasında meydana gelen olayların akışı olduğunu fark etmelisiniz. Bu olaylar heyecan verici, zorlu olabilir ve çok büyük bir gelişim yaratır. Hayatın bu akışını rahat bir şekilde ele alabilmek için, kalbiniz ve zihniniz açık olmak zorundadır.
Başınıza gelen çoğu durumda, kendi korkularınızdan ve arzularınızdan başka uğraşacak bir problem olmadığını gördüğünüzde çok şaşırırsınız. Korkular ve arzular her şeyi çok karmaşık gösterir. Sadece hayatın önünüzde açılmasına ve doğal, mantıklı bir şekilde onunla etkileşimde bulunmaya izin verin.