Ece

Acı çekmek başka birisinin haksız olduğunu göstermez. Gösterdiği şey, haklı olduğunuzu kanıtlamak için kendinize zarar vermek de dahil her şeyi yapabileceğinizdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Acı çekmek tüm dünyanın size karşı olduğunu göstermez. Gösterdiği şey sizin her şeye -kendiniz dahil- karşı olan tarafta yerinizi aldığınızdır.
Acı çekmek önemli olduğunuzu göstermez. Gösterdiği şey daha çok kendinizi özgür ve oldukça mutlu “herhangi birisi” gibi hissetmektense, sefil durumda ama “birisi” olmayı istediğinizdir.
Acı çekmek sorumlu olduğunuzu göstermez. Gösterdiği şey kendinize karşı gerçek sorumluluğunuzu yerine getirmediğinizdir, yoksa kendinize bu kadar kötü davranmazdınız.
Bu soruyu kendine sor ve özgürlüğe doğru kaç
#k:454551 Bir zamanlar kötü bir büyücü, bir grup tutsağa öyle bir büyü yapmıştı ki büyücünün isteklerinin kendi istekleri olduğuna inanmışlardı. Bu güçlü bir kara büyüydü. Yalnızca bu ruhsal kölelerin her birinin kendi mutsuz duygularının bilincine varmasını engellemekle kalmıyor aynı zamanda böyle hissetmekten başka bir seçimleri olmadığına inanmalarını da sağlıyordu. Ve böylece bu zavallı erkekler ve kadınlar, emredilen eylem çoğunlukla kendi gerçek doğalarına aykırı davranmalarını bile gerektirse, gönüllü olarak büyücü için çalışıyorlardı. Yıllar boyunca bu acımasız büyünün kötü etkisi altında olduklarını bilmeden çabalamaya devam ettikçe, birbirlerini kırmaya da devam ettiler. Sonra bir gün, tam büyücünün kötücül istekle-rinden birini yerine getirirken, tutsaklardan biri irkilerek bir şeyin farkına vardı. Bu içgörü adeta içinde şimşek gibi çakmıştı. Niye daha evvel bu kadar basit bir soruyu kendine sormamış olduğuna şaşırmıştı. Ona verilen bu sevimsiz görevi yerine getirmeye uğraşsa da şunu merak ediyordu: “Eğer istediğim şeyi yapıyorsam, o zaman nasıl oluyor da bunu yapmak canımı acıtıyor?” O anda, onun için doğru yanıtı bilmenin bir yolu yoktu ama önemsiz gibi görünen bu soru, bir gün yeniden kendi yaşamına hâkim olabilmesini sağlayan bir mucizenin başlangıcı oldu. O noktadan itibaren, her gün ve her an, anlatılmaz bir mutsuzluk içinde kendini o aynı soruyu sorarken bulacaktı: “Eğer istediğim şeyi yapıyorsam, o zaman nasıl oluyor da bunu yapmak canımı acıtıyor?” Bilmediği şey, bu soruyu kendine her soruşuyla aynı anda büyücünün kötü büyüsünün etkisine de ağır bir darbe indirdiğiydi. Çok geçmeden, artık kendi canını yakmaya devam etmek için kafasında iyi bir neden bulamadığında, mutlu gün geldi çattı. Bunu nihayet fark etmesi, yaşamı üzerindeki kötü etkinin sonu