Başı da hiçlik sonu da hiçlik olan bu yolda tek hakikat aşk imiş meğer... Herkes kendince bir aşk tarifi yaptı. Oysa aşk tarife sığmaz. Ne seçmektir aşk ne de seçilmek. Ne aramaktır aşk ne de bulmak. Olmaktır aşk, olduğunu bilmeden, olmayı murat etmeden aşkın içinde olmaktır aşk.
İnsandım, hayallerim vardı. İnsandım, sevendim. İnsandım, sevinçlerim vardı benim. Hüzünlerim de oldu. Hiçbir zaman çok şey istemedim. Birazcık sevgi, yudum yudum içmek için. Gözlerim yıldızlarla oynaşırken o sevginin içimde umut olmasını istedim.
“Döner yine Kenân’a kaybolan Yûsuf, üzülme!
Şu mahzun ev gül bahçesi olur bir gün, üzülme!
Ey gamlı gönül, düzelir halin, endişe etme.
Geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme!”