Sinan Yağmur’un "Ben Neyzen" adlı eseri, tasavvufi derinliği olan bir biyografik roman niteliği taşır. Kitap, Türk müziğinin ve tasavvufunun önemli simalarından Neyzen Tevik’in hayatını, düşünce dünyasını ve içsel yolculuğunu konu alır. Neyzen’in sivri dili, toplum eleştirisi, özgür ruhu ve Allah’a olan derin aşkı, kitapta hem edebi hem de felsefi bir dille işlenir.
Kitabın başlarında Neyzen Tevfik’in çocukluk dönemi anlatılır. Ailesi, doğduğu yer olan Bodrum ve küçük yaşlardan itibaren başlayan farklılığı dikkat çeker. Diğer çocuklardan farklı olarak içine dönük, sorgulayıcı bir yapısı vardır. Bu bölümde onun manevi arayışının tohumları atılır.
Neyzen’in ney ile tanışması, sadece bir müzik aletiyle değil, hakikate açılan bir kapıyla karşılaşmasıdır. Ney, onun için bir ses değil, nefesin, aşkın ve teslimiyetin sembolüdür. Neyle birlikte tasavvuf yolculuğu başlar. Sinan Yağmur, bu bölümlerde Mevlevîlik ve Bektaşilik geleneklerine de değinir.
Neyzen, nefesini neyle birleştirerek Tanrı’ya yakınlaşmaya çalışır. Neyin kamıştan geçişi gibi, insanın da çileden geçerek olgunlaşması gerektiği fikri işlenir.
Özetle “Ben Neyzen”, sadece Neyzen Tevfik’i tanımak için değil, bir insanın içsel yolculuğuna, sorgulamalarına, isyanına ve teslimiyetine tanıklık etmek için okunması gereken bir eserdir. Sinan Yağmur’un sade ama derinlikli anlatımıyla, kendi ruhumu da sorgularken buldum kendimi. Bu kitap bir hayat hikâyesinden çok, bir hakikat yolculuğu gibi geldi bana.