Ecmel

7/10
·164 syf.··
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 15:35
Son Adanın Çocukları, insanın doğaya ve topluma karşı sorumluluğunu sade bir dille anlatan düşündürücü bir roman. Zülfü Livaneli, sade fakat güçlü anlatımıyla özgürlük, baskı ve korku gibi kavramları bir ada üzerinden sembolik biçimde işlemiş. Kitap boyunca ada halkının değişimi ve çocukların yaşananlara karşı duyarlılığı, okuyucuda hem hüzün hem de farkındalık oluşturuyor. Özellikle günümüz toplumuyla kurduğu benzerlikler sayesinde yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda sosyal bir eleştiri niteliği taşıyor. Kitabı okuduktan sonra martılara artık farklı bir gözle bakmaya başladım; çünkü romanda martılar yalnızca bir canlı değil, özgürlüğün ve doğanın sessiz sesi olarak anlatılmış. Küçük yaşta olan okurlarında okuyabileceği bir kitap.
Son Ada'nın ÇocuklarıZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi Yayınları · 20215,2bin okunma
Reklam
10/10
·184 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 21:49
“Farkındalık Cehennemdir”, insanın kendini tanıma sürecinin sanıldığı gibi huzur değil, çoğu zaman rahatsızlık ve içsel çatışma getirdiğini sert bir dille ortaya koyan bir kitap. Kitap, klasik “farkındalık iyidir, insanı özgürleştirir” yaklaşımını tersyüz ederek, bilinç arttıkça acının da arttığını savunur. Metnin en çarpıcı yönü, okuyucuyu konfor alanından çıkarmasıdır. Yazar, bireyin kendine söylediği yalanları, bastırdığı duyguları ve görmezden geldiği gerçekleri yüzüne vurur. Bu yüzden kitap, bir “kişisel gelişim” kitabı gibi motive edici değil; aksine rahatsız edici ve sarsıcıdır. Zaten başlıktaki “cehennem” vurgusu da tam olarak buraya işaret eder: Gerçeklerle yüzleşmek çoğu zaman huzur değil, ağırlık getirir. Kitapta farkındalık, bir aydınlanma hali değil; bir tür yük olarak ele alınır. İnsan ne kadar çok şeyin farkına varırsa, o kadar çok şeyle baş etmek zorunda kalır. Bu da beraberinde yalnızlık, yabancılaşma ve içsel sıkışmışlık hissini getirir. Dil açısından bakıldığında, metin sade ama etkili bir anlatıma sahiptir. Karmaşık felsefi kavramlara boğulmadan, doğrudan duygulara ve düşüncelere hitap eder. Bu da kitabı akıcı kılar; ancak aynı zamanda sert ve yer yer karamsar bir atmosfer oluşturur. Sonuç olarak “Farkındalık Cehennemdir”, herkese hitap eden bir eser değil. Daha çok kendini sorgulayan, iç dünyasıyla yüzleşmekten kaçınmayan, rahatsız edici gerçekleri okumaya hazır olan ve yazarın tabiriyle ateşin çemberinden geçmiş okurlar için anlamlı. Okuyucuyu iyi hissettirmek yerine düşünmeye zorlayan, hatta yer yer huzursuz eden bir kitap. Sözün özü ben beğendim .
Farkındalık CehennemdirTunç Tataker · Tuhaf Yayınları · 2025400 okunma
7/10
·48 syf.··
2026 22. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 11:32
Okumaz Yazmaz, Agota Kristof’un kısa ama oldukça yoğun ve çarpıcı bir otobiyografik metnidir. Yazar bu eserde kendi hayat hikâyesini özellikle “dil” ve “yabancılaşma” ekseninde anlatır. Kristof, çocukluğunda kitaplara ve okumaya olan tutkusunu anlatarak başlar. 1956 Macar Devrimi sonrası ülkesini terk etmek zorunda kalır ve İsviçre’ye yerleşir. Asıl dramatik nokta burada başlar. Çünkü Kristof, ana dili olan Macarcadan kopar ve Fransızca öğrenmek zorunda kalır. Bu durum onda derin bir “dilsizlik” hissi yaratır. Artık ne tam anlamıyla eski diline aittir ne de yeni diline. Kısacası “Okumaz Yazmaz”, sadece bir yazarın hayat hikâyesi değil; dil, kimlik ve aidiyet üzerine evrensel bir metindir. Okuyucuya dramatik bir anlatım sunmak yerine, yaşanmışlığın ağırlığını doğrudan hissettirir.
Okumaz YazmazAgota Kristof · Can Yayınları · 20233,691 okunma
9/10
·216 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 05:07
Rhonda Byrne’ın The Secret adlı kitabı, temelde “çekim yasası” olarak adlandırılan bir düşünce sistemini anlatır. Kitaba göre insanın düşünceleri ve duyguları evrene bir frekans gönderir ve bu frekans benzer olayları hayatımıza çeker. Bu nedenle kişinin düşündüğü, inandığı ve hissettiği her şeyin zamanla hayatında somutlaştığı savunulur. Kitapta özellikle maddi refah ve başarı konusuna geniş yer verilir. Yazara göre para çekmenin yolu, bolluk bilinci geliştirmek ve evrene bolluk frekansı göndermektir. Hatta bu düşünceyi desteklemek amacıyla, para akışını başlatmak için kişinin cömert davranması ve para vermekten korkmaması gerektiği ifade edilir. Bu yaklaşımın, evrenin kapılarını açarak paranın katlanarak geri gelmesine vesile olacağı öne sürülür. Refah içinde yaşamanın aynı zamanda spiritüel bir durum olduğu vurgulanır. Bu bağlamda yazar, Catherine Ponder’ın İncil’i Zenginleri adlı kitabını tavsiye eder ve bazı peygamberlerin yalnızca ruhani öğretmenler değil, aynı zamanda çok varlıklı insanlar olduklarını anlatan görüşlere yer verir. İnsanların çoğu zaman mutluluğu dış dünyadaki nesnelerde veya başarıda aradığı, oysa gerçek mutluluğun dış koşullardan önce insanın iç dünyasında başladığı ifade edilir. Yazara göre kişi önce iç huzurunu, içsel mutluluğunu ve içsel farkındalığını bulmalıdır. Çünkü dış dünya aslında düşüncelerin bir yansımasıdır. Düşünceler ve duygular mutluluğa ayarlandığında, insanın dünyası da buna uygun şekilde şekillenecektir. Kitapta “sır” olarak ifade edilen kavram, insanların yaşadıkları evrenin yaratıcıları olduğu düşüncesine dayanır. Buna göre her dilek, düşünce ve duygu evrene gönderilen bir mesajdır ve zamanla gerçekliğe dönüşür. Bu nedenle kişinin ne düşündüğü ve ne hissettiği büyük önem taşır. Kendine sevgi ve saygı duymanın da çekim
The Secret - SırRhonda Byrne · Artemis Yayıncılık · 201912,5bin okunma
10/10
·246 syf.··
2026 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 13:11
Yavaşla, sabırsız, nicelik yanlısı, sığ, kontrolcü ve agresif “hızlı” olana karşı; nitelik yanlısı, derin, sakin, sezgisel ve özenli olanın tarafını tutma çağrısıdır. Kemal Sayar’a göre yavaşlık pasiflik değil, bilinçli bir tercihtir. Gıdanın şükrünü eda etmek, hayatın her ânını kıymetlendirmek ve insana güzel bir nazarla bakabilmek ancak yavaşlayarak mümkündür. Modern dünya bizden sürekli hız talep ederken, yazar insanın hızlandıkça kendinden uzaklaştığını, yavaşladıkça ise hakiki anlamla buluştuğunu savunur. Kitapta modern çağın hız kültürü eleştirilir. Zihinsel zaman hızlanırken duygular kendi yavaş ritminde ilerler. Zihnin zamanı ile duyguların zamanı arasındaki yarık büyüdükçe; işlenmemiş duygular kaygı nöbetleri, iç huzursuzluklar ve tükenmişlik olarak geri döner. İnsan bu endişeden kaçmak için daha da hızlanır; fakat hızlandıkça insanlığını kuran duygularından daha uzağa düşer. Yıllar sonra geriye dönüp baktığında ise “yapmak uğruna olmayı feda ettiği” kocaman bir boşlukla karşılaşır. Bu durum, varoluşsal bir suçluluk hissini beraberinde getirir. Sayar, anda kalmanın ne demek olduğunu anlatırken özellikle çocuklar üzerinden güçlü bir eleştiri getirir. Saldırganlık içeren video oyunları ve televizyon içeriklerinin çocukların zihinsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkilediğini belirtir. Sürekli uyarılan fakat dünyaya etkin biçimde katılamayan çocukların ritmi, gerçek hayatın sohbetinden ve ilişkilerinden koparak video oyunlarının ritmine ayarlanır. Oysa çocuk, layıkıyla sevilmişse bıçağın kanatabileceğini ve kötü sözün incitebileceğini öğrenir. İnternet ve cep telefonları kişisel zaman kavramımızı buharlaştırır; özel alanlarımız daralır. Çok sayıda ama sığ ilişkiler kurar, derinliği kaybederiz. Oysa birbirimizle uzun uzun, telaşsız konuşmamız gerekir; zamanı
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Reklam