Bu kitabı anlamak için ilk olarak Albert Camus'un felsefesini bilmek gerekiyor. Albert Camus varoluşçu felsefenin etkisi altında absürd felsefeyi geliştirmiştir.Absürd felsefeye göre, insanın varoluşu ve dünya anlamsızdır ve insan bu anlamsızlığı kabul etmelidir. Albert Camus herkesin ölümlü olduğunu kabul eder fakat intihara şiddetle karşı çıkar. Söyle der; "Yaşamın anlamsız olduğuna karar vermekle yaşanılmaya değmez olduğuna karar vermek arasında fark vardır. Yaşam belki anlamsızdır ama yaşamaya değerdir."
İkinci olarak 'felsefi intihar 'dan bahseder. Ona göre üstün bir varlığa inanç anlamsız hayatın anlamsızlığına anlam kazandırsada bu inanç sistemleri herhangi bir hakiki anlam yerine ilüzyon görevi görür. Albert Camus bunu 'entelektüel intihar' kabul etmiştir. Albert tüm bu sorunlara çözüm olarak kitaplarında 'absürd kahramanlar yaratmıştır. Bu kahraman ilüzyonlara karşıdır ve tam aksine absürdüğün farkında olup bununla cersur bir şekilde yüzleşip tüm kalbiyle kabul eder. Entelektüel ve ya fiziksel intihar yerine bir başkaldırı gösterir. Yaşamın bayağılıktan uzak çok çeşitli deneyimlerle tutkularla dolu dduğunu söyler.
Tüm bunları düşünecek olursak bu kitaptaki Meursault karakteri harika bir absürd kahramandır. Tam anlamıyla topluma aykırı davranışlar sergileyen her qdrumda kayıtsız tavırlara sahip olan bir karakterdir. Annesinin cenazesinde ağlamaz, üzelmez yas tutmaz. Hatta annesinin ölümünden Annesinin çok yoldan, sıcaktan yakınır. Ölümünün hemen ertesi günü kız arkadaş edinir. Kız arkadaşı kendisiyle evlenip evlenmeyeceğini ya da komşusu Raymond arkadaş olalım mi diye sorduğunda verdiği cevap hep aynıdır. 'Fark etmez...' Kitapta Meursault adam öldürüp hapse girer.Öldürdüğu Arap'ın güneşten dolayı yaptığı yansımadan rahatsız olup bir el ateş eder, ardından ise