Biri bacağından yaralanmış. Bacağından bir parça kopmuş. Acılar içindeyken bile, “Vuruldum, yaralandım, buna yanmam. Attıklarımla ne kadar düşmanı vatanımın toprağından defettim bilemem. Yalnız birkaçını kendi süngümle defedemediğime yanıyorum” diyordu.
Koluna isabet eden bir mermi boydan boya kemiklerini parçalamış. Ameliyattan uyanıp da enfeksiyondan dolayı kesilen kolunu gördüğünde, “Ben milletime bir daha nasıl askerlik edeceğim!” demesi içimizde ne derin bir üzüntü uyandırdı.
Bu gece Mecidiye’nin Kumandanı Hilmi Bey misafir geldi. Fedakar kumandan, düşmana indirdiği darbeden dolayı takdir edileceğine, “seksen mermi attın” diye azarlanıyor. Üç bin tane gülleye karşılık seksen tane atıyor; İkisini üçünü (zırhlı)de batırıyor, yine de “ çok attın!” diyorlar. Onlar da haklı, o da haklı... Haksızlık hep o gaddar, hain zalimlerde.
“Biz bir yayız ki, çocuklarımız, attığımız oklardır.” Ok yaydan kurtulunca artık bizim değildir. Bizden durmadan uzaklaşır. Kendi aleminde, kendi ufuklarına doğru uçar, gider.