"Yönetmek için gereken vasıflarla iktidara gelmek için gerekenlerin bir olmadıklarını söyle ona. İşlerin iyi idaresi insanın kendini unutup sadece başkalarıyla, özellikle de en muhtaç durumdakilerle ilgilenmesini gerektirir; oysa iktidara gelmek için insanların en açgözlüsü olup kendinden başka hiçbir şeyi düşünmemek, en yakın dostlarını bile ezmeye hazır olmak lâzım."
Kalk haydi, ebediyen uyuyacağız zaten. Bu söz her aklıma geldiğinde 7 saatten fazla uyuduğum vakitler ziyandaymış gibi hissederim, lakin uyku muhteşemdir.
Modern Türk Edebiyatın temsilcilerinden olan Yusuf Atılgan, Aylak Adam ile modern hayatta özellikle büyük kentlerde yaşanan ve bilinçli bir şekilde toplumdan uzaklaşan insanları ele almış.
Kimileri bu kitabın Albert Camus'un Yabancı'sına benzetmiş. Evet belki yabancılaşma duygusunu ele aldığı için esinlenmiş olabilir. Ancak yabancılaşma duygusunu Camus'tan çok farklı bir şekilde işlemiş. Camus'un Meursault'ı ile Atılga'nın Bay C'si kesinlikle farklı karakterler. Bay C, insanların davranışlarını gözlemleyen ve buna göre davranan birisi. Meursault ise Bay C'ye göre tamamen ordan oraya savrularak, raslantısal bir şekilde yaşayan bir karakter. Evet Bay C de tanımadığı insanların peşine takılıp giden biri ama bunu bilinçli olarak yapıyor.Bu nedenle de ben iki kitap arasında benzerlik kuranlara karşıyım.
Kitaba dönersek kitap, karakterin iç dünyası çevresinde şekilleniyor. Bay C arayış içinde, kendince doğru kadını arayan ama bir türlü bulamayan birisi. Tabii bu arayışında çocukluk dönemindeki babası ve teyzesi ile olan ilişkisi, onlarla kurduğu bağlarla da ilgilidir..
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma