Çalış, diyor, çalışıyorlar. Yat, kalk, otur, uyu diyor, bir dediğini iki etmiyorlardı. Küskün karanlıklarına da gittikçe gömülüyorlar, vurdumduymaz, hiçbir şeyle ilgilenmeden, gülmeden, ağlamadan, öfkelenmeden, sevinmeden bir tuhaf havanın içinde yuvarlanıp gidiyorlardı. Umut ettikleri hiçbir şey yoktu. Umut edememenin boşluğundaydılar.
Bilirsiniz… Bazı konuşmalar bazen saatlerce, günlerce, haftalarca devam ederler, ama canlı değillerdir, insanı sarsmaz, mest etmezler, yürekte, beyinde dalgalanmazlar…
Korku nedir sanki? Korku, güç olmadan var olabilir mi? Korku, gücün kızkardeşidir! Aynı şekilde bilmelisiniz ki etrafımız korku ve güçle sarılmış, çerçevelenmiştir.