Bu kutu benim vedam. Gidenin arkasından, elimde ne kaldıysa tek tek topladım. Kurumuş çiçeklerini, bana bir zamanlar kıymetli gelen küçük notlarını, avucumda ağırlığını hissettiğim bütün anı kırıntılarını… Hepsini koydum içine.
Artık bana bakmasınlar, artık bana dokunmasınlar diye. Çünkü içlerinde hem güzellik hem acı var. Kalsınlar bu kutunun karanlığında, ben unuttukça onlar da toza karışsın.
Bu kutu bir hatıra değil, bir mezar gibi. İçine gömdüm sevgimi, kırgınlığımı, gözyaşlarımı. Ve kapattım kapağını, sanki bir daha hiç açılmayacakmış gibi.
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. O anı, daha sonraları, eşyaların içine koyup sakladım. Çünkü insan eşyaları biriktirdikçe, aslında kaybettiklerini de biriktiriyordu.”