Doğuyoruz, bedenimizi canlı tutacak kadar bize yiyecek veriyorlar, aramızda gücü yetenleri son nefesine kadar çalıştırılıyor ve çalışmayacak duruma geldiğiniz anda da en vahşi bir acımasızlıkla bizi boğazlıyorlar.
Çünkü bizler, az ya da çok, yaşamak alışkanlığını yitirimiş, aksaya aksaya yürüyen insanlarız. Hem de gerçek " canlı yaşam " dan tiksinecek, onun lafını bile işitmek istemeyecek kadar yaşama yabancılaşmışız.
" Ey insanlar, bırakın beni!" Diye bağır," Bırakın da çıkıp biraz daha yaşayayım! Dünyayı tanımadan yaşadım, yaşamımın değerini bilemedim, Sennaya batakhanelerinde tükettim kendimi... Ne olur , ey iyi insanlar, ben dünyama doyamadım!"