Edanur Gündem

Edanur Gündem
@Edagndm
Bir ölüye karşı savaşmak zordur, artık ortada yoktur ki birtakım ahmaklıklar etsin, hoşa gitmez olsun; onun ancak iyi anları görülür. Ölen bir sevgiliden sonra da yaşamakta süregelen anıların çekiciliklerini öldürmeye çalışmak kusursuzluğu tahtından indirmeye kalkışmak değil midir? Çünkü bu sevgili istekler uyandırmıştır ki, istek de aşkın en güzel, en baş döndürücü yanıdır.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yalnız, akıl duygunun yanında pek miskin kalır. Biri, olumlu olan her şey gibi, sınırlıdır elbette; öbürü sınırsızdır. Duygu duyulması gereken yerde akıl yürütmek genişlikten yoksun ruhlara özgüdür.
Sayfa 139·Kitabı okudu
İnsan ya acılarını unutmasını bilmeli, hanımefendi; ya da kendine mezar kazmasını.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Yalnız, bütün çektiklerimiz arasında acı adını hangisine vermelidir? Anamızın, babamızın ölümü doğanın bizi hazırladığı bir üzüntüdür; hastalık geçicidir, ruhu sarmaz; geçmezse, hastalık değildir artık, ölümdür. Genç bir kadının yeni doğan çocuğu ölür, karı koca arasındaki aşk ona bir yenisini verir; bu üzüntü de geçicidir. Kısacası, bu acılar da, daha birçok benzerleri de bir bakıma yara bere gibidir; hiçbiri diriliği özünden etkileyemez; ancak şaşılacak kadar birbiri ardısıra gelsin ki bizi mutluluğu aramaya iten duyguyu öldürsün. Demek oluyor ki büyük, gerçek acı geçmişi, bugünü, geleceği hep birden sarabilecek denli öldürücü bir acıdır; öyle ki yaşamın hiçbir bölümünü etkilemeden bırakmaz; düşünceyi bir daha düzelememecesine bozar; dudaklara, alna silinememecesine kazılır; sevinç kaynaklarını kırar ya da çökertir; ruha şu yeryüzünde ne varsa hepsine karşı bir tiksinme aşılar. Yine de, acının geniş olabilmesi, böylece gerek ruh, gerek beden üzerinde ağırlığını duyurabilmesi için belirli bir çağda; ruhun da, bedenin de güçlerinin körpe bulunduğu sırada gelmesi, dipdiri bir yüreğe yıldırım salması gerekir.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Evet, duyguların boyuna yenileşeceğini sanmak bir yanılgı değil midir? Duygular, bir kez uyandı mı, yüreğin derinliklerinde yaşayıp durmazlar mı? Orada, olaylara göre, bir yatışırlar, bir kabarırlar. Gelgelelim hep orada kalırlar; orada kalmaları da ruhu değiştirir elbette. Böylece, her duygunun ancak bir tek unutulmaz günü olacaktır: Fırtınanın ilk koptuğu uzun ya da kısa gün. Acı da, duygularımızın en süreklisi, ancak ilk patladığı gün canlıdır; ondan sonraki kabarmaları gittikçe güçsüzleşir. Bu gerek bizim acının depreşmelerine gitgide alışmamızdandır, gerekse yaradılışımızın bir kuralından. Çünkü, yaradılışımız, diri kalabilmek için bu yok edici güce yine o ağırlıkta bir güçle karşı koyar; ancak, bu güç, bencillik hesapları arasında sıkışıp kaldığı için, görünüşte etkisizdir.
Sayfa 99·Kitabı okudu