Yine de beş parasız kalarak kesinlikle öğrendiğim bir iki şeyi gösterebilirim: Bir daha hiçbir zaman serserilerin berduş ahlaksızlar olduklarını düşünmeyeceğim ya da bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnettar olmasını beklemeyeceğim. İşsiz adamlar neden uyuşuk diye şaşırmayacağım, Kurtuluş Ordusuna bağış yapmayacağım, giysilerimi rehin bırakmayacağım, sokakta uzatılan el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restorantta yediğim yemekten zevk almayacağım. Bu bir başlangıç.
Fakir halktan korku, akıldışı bir korkudur. Bu korku, zengin ve fakir arasında siyahiler ve beyazlar gibi iki farklı ırkmış gibi gizemli, temel bir fark olduğu fikrine dayanmaktadır. Ancak gerçekte öyle bir ayrım yoktur. Zengin kitlesiyle fakir kitlesi sadece gelirleriyle birbirlerinden ayrılır, başka hiçbir fark yoktur. Ortalama bir milyoner üzerine yeni bir takım elbise giymiş ortalama bir bulaşıkçıdır. İkisinin yerlerini bir değiştirin, abrakadabra, hangisi yargıç, hangisi hırsız? Eşit koşullarda fakirlerle yan yana gelmiş herhangi biri bunu böyle bilir. Ancak sıkıntı şu ki aslında zeki, kültürlü ve liberal fikirlere sahip olması beklenebilecek insanlar asla yoksullarla bir araya gelmezler. Eğitimli kişilerin çoğu, fakirlik konusunda ne yapıyor? Villon'un şiirindeki' Ekmeği sadece vitrinde görebilirler.' dizesi için yayıncı bir dipnotla açıklama yapma gereği duymuş; işte açlık eğitim görmüş insanın yaşantısından bu denli uzak!
Entelektüel olarak dürüst olan zengin bir adama, çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunda soru sorulursa, genellikle şöyle bir şey söyler:
"Fakirliğin tatsız bir şey olduğunu biliyoruz; fakirlik bize çok uzak olduğu için, onun tatsızlığı düşüncesiyle üzülüp güzel vakit geçiriyoruz aslında. Ama bizden bu konuda bir şey yapmamızı beklemeyin. Siz aşağı tabakadan insanların durumuna, tıpkı uyuz bir kediye acıdığımız gibi üzülürüz; koşullarınızda herhangi bir iyileşme olmasın diye de var gücümüzle savaşırız.Bize göre şimdi olduğunuz durumda daha güvenlisiniz.İlişkilerin şu anki durumu bize uygun geliyor.Sizi serbest bırakma riskini göze alamayız, günde bir saat bile. Evet, sevgili kardeşlerimiz, bizim İtalya gezilerimizin parasını ödeyebilmek için sizin ter dökmeniz gerekiyorsa dökün, cehenneme kadar yolunuz var."