Kitap incelemesi yapmadan önce kendime sorarım ben bu kitabı değerlendirecek kadar yeterli miyim diye. Genellikle klasiklerden veya önemli yazarların kitaplarını okurken bu soruya cevabım hayır olur. Ama bu kitap hakkında söylemem gereken şeyler olduğunu düşündüğüm için incelemek istedim. Öncelikle çok fazla merak ederek başladım bir yere kadar da merakla okuyabildim. Yarısından sonrasına ise bitirmek için devam ettim.
Konusundan kısaca bahsedecek olursam ana karakterimiz Mina kendisine asla değer vermeyen, neyi sevdiğini önemsemeyen, tüm hayatını insanların özellikle erkeklerin onu sevmesi için yaşayan bir kadın. Son yaşadığı ilişkide zaman zaman çok fazla taviz verdiğini fark etse de sevilme ihtiyacı bazı kararlar almasını engelliyor. Bu kısımlar okurken beni aşırı rahatsız etti ve bir an önce bitmesini isteyerek okudum. Özellikle cinsel ilişkilerini bu kadar detaylı ve tekrar ederek anlatması tamamen sayfa doldurmak için yazılmış gibiydi. Hatta ne okuyorum ben diye sorguladığım çok oldu. Bir kadın ve insan olarak sadece kadın değil hiçbir insanın bir ilişki için kendi benliğinden bu kadar vazgeçmemesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki sevmek, sevilmek çok güzel hisler ama böyle değil.
Kimseyi zorla sevdiremeyeceğinden habersiz olan karakterimiz bir gün parkta otururken adeta yaz dizilerinden fırlamış gibi baştan aşağı pozitiflikten oluşan, hayat aslında çok güzel sorun insanda tarzında dolaşan Ma lakaplı bir kadınla karşılaşıyor. Burda işler bence gerçeklikten kopuyor. Çünkü bu kadın her şeyi biliyor kimin acı çektiğini, ne düşündüğünü, ne hissettiğini vs. Bir bakışta hepsini anlıyor ki imkansıza yakın özellikler bunlar. Ayrıca keşke tanışma fasılları biraz daha gerçekçi olsaydı. 2 3 gün parkta gördüğü ve 2 3 cümle kurduğu kadın için ertesi gün yine karşılaşır