“Bir zamanlar,” diye başladım, “küçük bir kasabada küçük bir erkek bebek doğmuş. Annesi ilk başta bebeğin kusursuz olduğunu sanmış. Fakat bebeğin değişik bir özelliği varmış. Göbek deliğinde altın bir vida bulunuyormuş. Vidanın sadece başı dışarıdaymış."Annesi oğlunun el ve ayak parmakları tam olduğu için yeterince memnunmuş. Fakat çocuk büyüdükçe herkesin göbek deliğinde bir vida bulunmadığını fark etmiş, hele bir de altın olsun. Annesine bunun neye yaradığını sormuş, ama kadın sebebini bilmiyormuş. Ardından gidip babasına sormuş, ama babası da bilmiyormuş. Dedesine ve ninesine sormuş, ama onlar da bilmiyorlarmış.
“Böylece konu bir müddet kapanmışsa da çocuğun aklından hiç çıkmamış. Sonunda yeterince büyüdüğü zaman heybesini hazırlayıp yollara düşmüş. İşin aslını bilen birini bulmayı umuyormuş.
“Oradan oraya gezerek herhangi bir konuda herhangi bir şey bildiğini iddia eden herkesle konuşmuş. Ebelere ve hekimlere sormuş, ama hiçbir fikirleri yokmuş. Gizemcilere, tenekecilere ve ormanlarda yaşayan yaşlı münzevilere danışmış, ama hiçbiri daha önce öyle bir şeyle karşılaşmamışmış.
“Altından anlasa anlasa Cealdimli tüccarlarin anlayacağını düşünerek onlara gitmiş. Fakat Cealdimli tüccarlar bilememiş. Vidalardan ve nasıl çalıştıklanndan anlasa anlasa Üniversite’deki gizemcilerin anlayacağını düşünmüş, ama gizemciler de bilememiş. Oğlan fırtınaduvarı’na kadar gidip Tahllı cadı kadınlara sormuş, ama hiçbiri ona cevap verememiş.
“Zaman içerisinde Vintas Kralı’na, dünyadaki en zengin krala gitmiş. Ama kral bilememiş. Atur İmparatoru’na gitmiş, ama olanca kudretine rağmen imparator da bilememiş. Küçük krallıkları tek tek dolaşmış, ama hiç kimse ona bir şey söyleyememiş.“Sonunda Modeg Yüce Kralı’na, dünyadaki en bilge krala gitmiş. Yüce kral oğlanın göbek deliğindeki vida başına