Artık, hayatla barıştım. Her şeyi tekrar seviyorum. Kâmran, bir akşamüstü kalbime gömdüğüm o miniminileri öldüren sen olduğun hâlde bu gece, senden bile eskisi kadar nefret etmiyorum.
Kalbimin derinliklerinde gizli bir pınar kaynıyor gibi, göğsüme sıcak bir şeyler iniyor, bütün vücudumu, gözlerimi ıslatan, nefesimi kesen, ılık, baygın bir lezzet sarıyordu.
Sapıklık, şiddet, kötü alışkanlık ha? Hey gidi Mihailciğim hey?... Bu dediklerin her gün çevremizde ama kimse başkaldırmıyor!.. Yasalara, törelere girdi hepsi; birer yaşam kuralı oldu.