YouTube, Instagram ve Twitter’da edebiyat içerikleri üretiyorum. Kitap incelemeleri, şiirler, alıntılar ve videolar paylaşıyorum. Edebiyata dair her şey. Yakında Edebi Akış web sitesi.
Dört farklı insan, dört farklı kırılma anı... Hepsinin altında aynı şey: insanın içindeki fırtınayı dışarıdan anlatmak.
Stefan Zweig'in Mürebbiye'si... Yalnızca 88 sayfa. Ama dört öykünün
Bu Ramazan bir şeyleri bırakmayı düşünüyordum ama...
"Ve oruç tutmak, insan yüreğini canlı, cıvıl cıvıl sesli kuşlarla doldurmak değil midir? O kuşlar ki, âdeta gökyüzüyle beslenir ve gökyüzünü örtünürler."
— Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet
Bu satırları okuyunca çok uzaklara gittim. Çocukluğumun sahurlarına, iftar sofralarına ve o yaşlarda yüreğimde taşıdığım o tuhaf, sıcak cıvıltıya...
Ramazan'da okumayı azaltmayı, paylaşımları kısmayı, beni yorduğunu hissettiğim şeyleri bırakmayı düşündüm. Ama bu sözler içimde bir canlılığa dönüştü. Sürdürdüğüm şeyleri bırakmak değil, daha dikkatli ve daha derin sürdürmek istedim. Hayatıma oruçla bir cıvıltı katmak.
Bu vesile ile herkese hayırlı Ramazanlar dilerim
Türkçe "Seni Seviyorum" deriz
ama edebiyat şöyle der...
Oğuz Atay:
"Aklımdan çıkmıyor.
Aklım çıkıyor, o çıkmıyor."
Cemal Süreya:
"Aklıma bile gelmiyorsun artık,
o kadar kalbimdesin ki!"
Sait Faik Abasıyanık:
"Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı.
Kim bilir, sesini gökyüzü sanan
kuşlar bile vardır."
Attilâ İlhan:
"Ben aşk nedir bilmem. Eski kafalıyım.
Bir seni bilirim.
Bir de adın geçince sıkışan kalbimi."
Dört usta, dört farklı yürek sızısı.
Walter White'ın hissettiğini ben de hissettim...
Aylarca biriktirdiğin kitaplar... bir bakıyorsun gitmiş. Üstelik en sevdiklerin de içinde. "Zaten okumuyordun" demiş. Okuyordum kardeşim, OKUYORDUM.
Başınıza böyle bir şey geldi mi?