“Eğer aşık olup olmadığınız konusunda kafanız net değilse tek bir şeyden emin olabilirsiniz.Aşık değilsiniz.Çünkü aşk sorgulatmaz.Sadece çarpar.Öyle bir çarpar ki seni yere serer. Sen de yere serilmişken sana çarpan şeye değil de o an hissettiğin mutluluğa odaklanırsın.Serildiğin yerden gökyüzüne anlamsız bir gülümseme ile bakarsın. Bir anda beyninin arka planında, sürekli bir müzik çalmaya başlar.İşte o an anlarsın ki,gerçek hayatın en büyük eksikliği bu müziktir.”
Farklı bir roman deneyimlemek isteyenler burada mı?
Pia Mater: polisiye,aşk,macera,fantastik ve bilimsel bilgi içeren bir nöroroman.Polisiye romanlarda,az çok neler olacağını tahmin ederiz değil mi? Ama Pia Mater’da tam bir bilinmezlik söz konusu. Ne olacağını tahmin edemiyorsunuz. Fantastik romanlar ise aşırı hayattan kopuk gelir bana. Hayatla bağdaştıramam çoğu romanı. Fakat burada abartıya yer verilmemiş. Tam tadında serpiştirilmiş fantastik unsurlar.
Kitap 3 seriden oluşuyor. Pia Mater, Arachnoid Mater,Dura Mater bu isimler de beyin zarının üç tabakasından alınmış. Dura Mater henüz satışta değil ne yazık ki. Ben 2 ve 3 ü aynı anda okumayı düşünüyorum. Çünkü 2. kitabın yorumlarında “3.kitap nasıl acaba büyük merak içindeyim “diyenlerin sayısı epey fazla.Şu an 2. Kitabı ne kadar çok merak etsem de beklemeliyim diye düşünüyorum.
Bilimsel bilgiyi romanın içinde yoğurarak okuyucuya aktaran yazarın, bölüm başlarındaki yazarlar ve düşünürlerden aldığı sözleri de bölüme uygun olarak seçmesi de ayrıca hoşuma giden bir özellik.
Acaba ne olacak diye düşünmeden edemiyorum.Beynimizin ne büyük alem olduğunu,
vücudumuzdaki enerjinin büyük bir kısmını beyin için harcadığımızı, beynin kısımlarını ve bambaşka bilimsel bilgileri Pia Mater’da bulabilirsiniz. Roman okumak hiç bu kadar aydınlatıcı olmamıştı.