Bazı kitaplar vardır; kitap demek hakaret gibi gelir bana. Bu eser de o kitaplardan biri benim için...
Dili ağır deniyor ve bu, okur için bir önyargı oluşturuyor. Aslında bu dil, bir eser için mertebe niteliğinde. Öyle bir dil ki bu; neredeyse her cümle özenle seçilmiş, adeta bir denizde dalgalanarak kıyıya güvenle kavuşuyor. Ve bu dalgalanma, zihnimizi yeri geliyor düşündürüyor, yeri geliyor hüzünlendiriyor, yeri geliyor sinirlendiriyor. Ama hep kendimizden, dünden, bugünden ve yarından bir şeyler barındırarak kıyıya ulaşıyor.
Her kitap hızlı okunduğu zaman güzel olacak diye bir şey yok. Toplum olarak bu konuda fazlaca önyargılıyız. Bu eser, sindire sindire okunması gereken, bazen birkaç gün üzerinde düşünülebilecek bölümler bulunan bir eser. Aşk, tarih, felsefe, macera, sanat gibi birçok alanın ve konunun içerisinde bulunduğu, çok katmandan oluşuyor.
Tanpınar'ın dünyada ne kadar tanındığını bilmiyorum ama Rus bir yazar olsaydı, bu eseriyle en çok tanınan yazarlardan biri olacağına hiç şüphem yok.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mistik... İşte en korkunç şey. Bir kere ayağınızı topraktan kesmeyin. Her şey olursunuz, havadan kaptığınız her şey... Çünkü uzviyetinizde parazitler konuşur. İnsanlık mistiği, kuvvet mistiği, ırk mistiği, hacalet, ızdırap mistiği... Çünkü tanrılık yanı başınızda bir aktör elbisesi gibi asılıdır, derhal giyinmek öyle kolay ki... Bir kere insan tanrılaşmaya alışmasın. Mutlak bir fikir olduğunu, hakikatin tek göründüğü yer olduğunu sanmasın.
Bugünkü dünyada kendisine görenin tek yeri olmaması lazım. Bunu size, bana, Anvers'deki banka memuruna, Brüksel'deki şimendifer kondüktörüne, ne bileyim, herkese anlatmak mümkün. Fakat bir mistiğe, dünyayı geniş bir sahne, kendisini bir aktör sananlara, kanlı ölümü nefsi için bir hal çaresi bilerek işe başlayanlara nasıl anlatırsın? Birisi, rolümü bana Allah ezberletti, diyor; öbürü, tarihi determinizmin içinden geliyorum diyor.