Belki de öylesine açtığımız, yemek yerken zaman geçsin diye izlediğimiz dizi de bulmuştuk aradığımız hayat ışığını. Belki de boş dedikleri kitapta geçen bir cümle bize ışık olmuştu, yeniden inanmıştık mutlu olabileceğimize. Belki yüzümüzü güldürmüştü yaptığımız kek; karnımızı değil, kalbimizi doyurmuştu. Bunu kimse bilemezdi.
Mesela bazı insanların boş, gereksiz, zaman kaybı dediği kitapları okumak ve onların dünyasında kaybolup her şeyden uzaklaşmak, bizi olduğumuz yerden birkaç saatliğine olsa bile soyutlayan dizileri izlemek, yağmur yağarken yürümek, kar yağışını izlemek, deliler gibi ağlatan müzik listeleri yapıp o an bir derdimiz yoksa bile içimiz çıkana kadar ağlamak, sevdiğimiz yemekleri yapmak, kalkmak ve kek yapmak... Hepsi bizi biz yapan, benliğimizi oluşturan eylemlerdi.