Şimdi...
Ekonomik kriz zamanları yaşıyoruz.
Bu krizde pahalı telefon satışları çok fazla. Lüks mağazalarda kuyruk var.
Oteller dolu. Araç satışları hiç durmuyor. Konut satışlarında sorun yok.
Marketlerde tüketim son gaz.
Bu göstergeleri ekonominin o kadar da kötü olmadığına yoranlar var.
Bunlar gerçekten ekonominin o kadar da kötü olmayabileceğini gösterir mi?
Emin değilim ama göstermez.
Savaş zamanında bile varlıklı azınlıklar bu davranışları gösterebilir.
Peki, şu an bu tür davranışları gösterenler azınlıkta mı? Değil.
Yine de bu ekonomik bir dar boğazın ve sıkıntının hatta krizin içinde olmadığımız anlamına gelmez. Belli ki ekonomi rayında değil.
Bütün bu lüks tüketim göstergelerini işaret ederek hükumeti savunmaya çalışmak sahiden büyük sıkıntı çeken halkı üzüyor hatta öfkelerini büyütüyor.
Diğer yanda sahiden hiç ihtiyacı olmayan hatta zengin bile sayılabilecek insanları, evine ekmek bile alamayan fakir rolüne sokup ertesi günü ifşa olacağını bile bile kullanan muhalefet var. Gerçek ezilenleri konuşturamayacak kadar uzaklar bu işe.
Biraz geniş bakalım...
Ekonomik açıdan tabloyu böyle okumaya çalıştık. Yani birilerinin lüks tüketimi devam ediyor diye ekonomi iyidir denilemez, dedik.
Sosyolojik olarak bakıldığında neler göreceğiz acaba?
Aslında görünen o ki lüks tüketimden vazgeçmeyen toplum kesimi öyle sanıldığı gibi azınlık değil. Aç kalanlar da öyle toplumun yarısı, üçte biri falan da değil.
Düşük maaş alan emekliler ve asgari ücretliler büyük sıkıntı içindeler. Bu kesim de toplumun lüks tüketiminde ekonomi şenlik olsa bile hiç görünmeyen kesim.
Toplumda yüksek maaş alanlar epey büyük bir dilimi oluşturuyor. Ticaretle uğraşanlar kendini zamlarla korumaya çalışıyor ve elbette beceriyorlar da bir ölçüde. Orta seviyede maaş alanlar da aç falan kalmadılar. Evet