“Hadi, ne duruyorsun sevgili okuyucu
Hadi yeni bir yılın eşiğinde değilsen bile
Sen de sarıl kaleme.
İster başına gelenleri yaz
İster aklından geçenleri
İster düşlerine girenleri
Ama yaz.
Çünkü her kalem yazabilir —— en azından şu benim
kırık kalemim kadar..”
Bu satırlara istinaden;
Sabah saat 05.00. Kalkıp hazırlanmalı. Sakal traşı olunmalı.
Aynaya bakmadan nasıl olunacaksa artık… oluyorum bir şekilde.
Botlar boyanmalı. Üniformalar giyilmeli. Çok fazla eğitim yok, alt tarafı bulunduğumuz bölge tanıtılacak…
Kahvaltı, mıntıka, yürüyüş vesaire derken bölge tanıtılmaya başlandı.
Yürüyoruz yüzlerce ayak sesi… toza toprağa karışıyoruz.
Neyseki düz bir patika da insafa geliyor başımızdakiler. Patikanın etrafı yemyeşil çimenler ve yaşlı ağaçlarla kaplı. Önü açık ve ferah bir alan.
Mola veriyoruz. Hava soğuk fakat manzara buna değer.
Karşım da bir dağ. Karlarla kaplı bir dağ… o kadar yakınımızda ki...
O an içimden bir ses herkesi görüntüden çıkar, kulaklarını tıka, sadece dağ ve eşsiz manzarasıyla beraber kal dedi.
Öylede yaptım. Bir ağacı gözüme kestirip kıvrılarak sırtımı yasladım.
Kimse yok. Ses ve gürültü yok artık.
Çıkardım cebimden sigaramı yaktım. İzledim… Eşsiz güzelliği. Dinledim karşımda ki karlarla kaplı dağı ve kendimi. Sigaram bitti etrafa bakındım hâla kimse yok.
Hemen bir tane daha yaktım. Vakit dar…
Manzaranın ve bana her sabah soğuğuyla diz çöktüren dağın fotoğrafını çekmem lazımdı gözlerimle. İyisiyle de kötüsüyle de beni dinleyen anlayan bir tek o vardı.
Baktım doyasıya. Her sabah bizi soğuktan tir tir titreten dağı izledim.
Akşamları en güzel gün batımını bize sunan dağı izledim. O fotoğrafları unutmamalıydım. Nasıl unutabilirdim ki?
Derken bir ses… Vakit dolmuştu. Kısa bir molaydı belki de ama benim için zamanın durduğu, düşündüğüm ve sorguladığım bir
"Çaba yıldan yıla azalır yıldan yıla zihnin üstün yeteneklerini kullanma fırsatları tükenir. Artık yol çizilmiştir, alıştırma yokluğundan ötürü zekâ, onunla birlikte de mantık yürütmenin ve düşünmenin gücü körelir.
Eğer iş hayatının yanı sıra bir entelektüel uğraşlar düzeni oluşturulmazsa, enerjinin bu şekilde giderek paslanmasından kurtulmak mümkün değildir."