Ziya’ya Mektuplar’da, Tarancı, Burhaniye’den 19 Temmuz 1942’de yazdığı mektupta: “Bir şiirin göze görünmeyen güzelliklerinden biri de başka şiirlere gebe kalabilmek kabiliyetinde olmasıdır.” der.
‘Poetika’ nedir? Orhan Okay, bu kavramı şöyle tanımlıyor: “Poetika, şiire dair her meseleyle uğraşan bir alandır: şiirin şekli, bu şeklin şiir için değeri, şiirin fonetik yapısı, şiirin dili, muhtevası, iç estetiği, şiirin ferdî ve sosyal karakteri, şiirin kaynağı, okuyucu ve tenkitçi karşısında şiir… gibi bir yığın problem, poetikanın konusunu teşkil eder. “
Cahit Sıtkı Tarancı‘nın Ziya’ya Mektuplar’ı onun 1930 yılında henüz Galatasaray Lisesi’nde öğrenci olduğu yıllardan 1946’da Ankara’dan yazdığı son mektuba kadar ki 16 yıllık bir dönemi kapsıyor. Mektuplar, elbette ilk gençlik yıllarından başlayan derin bir arkadaşlığın içtenliği ve mahremiyetini dile getirdiği kadar, Tarancı’nın ‘poetika’sını da her mektubun içine dağılmış fragmanlar biçiminde de olsa ortaya koyuyor.
Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan, Divan Edebiyatı’nda Muamma adlı makalesinde, “Ta’miye bir şeyi diğer bir şeyde gizlemeye derler. Muamma, bu gizlenen şeydir. “diyor
Bu kitap, benim ve benim neslimin senelerdir beklediği bir kitaptı. Daha doğrusu yakında çıkacağını umduğumuz gazelleri ve rubailer ile beraber büyük manasında KİTAP’dı. (Tanpınar, Yahya Kemal’in “Kendi Gök Kubbemiz”isimli kitap için)