Kafka'nın Dönüşüm eserinin mahir okuru Vladimir Nabokov bu fantastik anlatının gündelik yazgımızın bir betimlemesini içerdiğini fark etmiştir. Nabokov üniversitedeki öğrencilerine "Gregor'un dönüştüğü böcek" diye anlatmıştı, "kabuğunun altında kanatlar olan bir hamamböceği türüdür. Ve şayet Gregor bu kanatları bulmuş olsaydı, onları açması ve kendi hapishanesinden dışarı uçması mümkün olabilecekti." Ve Nabokov şunu eklemişti: "Tıpkı Gregor gibi, çoğu insan kabuklarının altında kanatların bulunduğundan ve uçabileceklerinden habersizdirler
Melankolik, hüzünlü, depresif ve mutsuz olmak (popüler inanışa göre) bir sanatçı için iyidir. Bedbahtlık, onların dediğine bakılırsa, iyi sanat üretir.
Onların toplumun hafızası ve deneyimi olarak temsil ettikleri yeri savunurdum. Halk kütuphaneleri olmaksızın ve onların rolüne dair bilinçli bir kavrayış geliştirilmeksizin yazılısözcüklere tabi bir toplumun unutuluşa mahkum olduğunu söylerdim.
"Kitaplar insana derinlikli zevkler sunar, damarlarımızdan akar, bize akıl verir ve bizi bir nevi faal ve yoğun bir aşinalıkla sarıp sarmalar ve tek bir kitap kendi başına ruhumuza sızmakla kalmaz, fakat diğer pek çok kitabın yolunu açar ve bu şekilde içimizde başka kitaplara yönelik bir özlem uyandırır."
Kütüphanelerimin her biri bir nevi çokkatmanlı otobiyografidir; her kitap onu ilk kez okumuş olduğum ânı içerisinde muhafaza eder: Sayfa kenarlarındaki karalamalar, kitabın başındaki boş sayfaya atılmış muayyen bir tarih, bugün esrarını koruyan bir sebepten dolayı sayfanın tekini işaretleyen sararmış bir otobüs bileti - bunların hepsi de bana o zamanlar kim olduğumu hatırlatma çabası içindedirler.