"Hayat hiç kimseye eşit davranmıyordu. Hani, ne kadar seversen o kadar sevilirsin ya, inanmıyorum ben o söze. Ne kadar seversen o kadar siliniyorsun kendinden, geleceğinden, çevrenden. Büyüdükçe hayallerin küçülecek. Sonrasında insanların ne kadar kötü olduğunu göreceksin."
@songulunsall
GÜVENLİ LİMAN
"Aşk maddiyatla, sadece almak ya da vermekle ilgili değildir... karşılıklı bir paylaşım, duygusal bir alışveriştir. Hem sevgi verirsin hem de sevgi alırsın..."
"Birinin ruhundaki yaraların örüntüsü, kim olduğunu belirlerdi. Bazen ruhu zenginleştirir, bazen de kırardı. Hayatın sırrı, hasardan sağ çıkıp yaraları iyi taşımaktan geçiyordu. Ama gerçekte, hiçbir kalp yara almadan kurtulamazdı. Hayatın kendisi fazlasıyla gerçekti. Ve birini sevmek için, ister sevgili ister arkadaş olsun, insanın gerçek olmaktan başka seçeneği yoktu."
Matthew ve Ophélie karakterlerinin hayatını nakış gibi işlemiş yazarımız. Okurken fazlasıyla keyif aldım. Adeta onlar ile yaşadım her bir detayı. Hele o sahil yok mu, havasını bile hissettim. Matt resim yaparken ben de izledim Pip (phillippa) gibi ve yapılan resimleri görmesem de karakterlerin yorumlarından, hislerinden ve davranışlarından mükemmel olduğu kanısına vardım. Bu üçlünün arasındaki sıcacık olan sevgisi ve dostluğu mükemmeldi. Onlar o kadar iyi iken önceki yıllarda onlara yaşatılanlar da bir o kadar kötüydü. Hayatlarındaki öğrendikleri sırlar, yüreklerinin paramparça olması ile hayatta kalmaya çalışmaları ne kadar zordu. Eşleri tarafından uğradıkları ihanetler, dost bildiği yakınlarının acımasızca vermiş olduğu kararlar ve acı gerçekler. Okudukça ben bile şok oldum. Nasıl da kalbi çürük insanlar... Ne Matt ne de Ophélie yaşadıklarını hak etmiyordu. Öyle yüreği güzel insanları nasıl üzebildiler... ben bile üzüldüm yaşanmışlıklara. Ama derler ya her şerde bir hayır vardır diye, Pip sayesinde ikisi de birbirini buldu, aynı hayat örgüsü içerisinde yaşadıkları için iki güvenli liman birbirlerinin yaralarına şifa oldular. Ve onlara bunları yaşatanların da hazin sonu... eee ilahi adalet demişler... yazarımız öyle özenle