'Geleceğim," dedin.
Yalan her ağızda güzel dururdu elbet, bilmedim.
Birinci yıl,"bugün," dedim.
ikinci yıl, "yarın,' dedim.
Üçüncü yıl, "baharın," dedim.
Dördüncü yıl,"kışın,"dedim.
Beşinci yıl, "uzakta," dedim.
Altncı yıl, "bari bir rüyada görsem," dedim. Yedinci yıl, "artık gelmez," dedim.
Senden kalan ne varsa önüme yığdım bir gece. Bana aldığın arkası kuşlu aynayı, ahşap tarağı, inci boncuğu, türlü renkteki yazmayı; dilinden yalnızca benim için dökülen kelimeleri, dönüp son kz baktığında geride braktığın bakışını, nedensiz susuşunu, geldiğin akşamların neşesini,gittiğin yolun tozunu,içtigin sigarann külünū, haber göndermediğin ylların saysını etegime topladım.
Hatıra kalan her şeyi birer birer havaya kaldırıp ağıtlar yaktım. Külünü ellerime, tozunu yüzüme sürdüm. Dişlerini kırdım tarağın. Aynanın kuşunu havaya saldım. İnciği boncuğu ele verdim.
Eşya tuzla buz olup dünyadan silinebiliyordu ama senden bana kalan sesler kulağımda dönüp durmaya devam etti Kulağuma başka dillerden dökülen hikâyeler, başka acılar doldurdum. Sağır kaldım içimden yükselen sesine. Ama ne zaman bir yerde bir türkü çalndı kulaklarıma, o eski yaram gelip otağını içime kurdu.