Rıdvan Efe

Rıdvan Efe
İdealar dünyası sakini... Kaosun kenarında seyirci...
Grafik Tasarım
Lisans/Güzel sanatlar fakültesi
İstanbul
İstanbul
91 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Değişmiş zihin durumlarının dinin ortaya çıkışındaki rolünü yorumlamaktaki önemini vurgulayan yalnız ben değilim. Bir dönem Harvard Botanik Müzesi'nde araştırma görevlisi olan Peter Furst şöyle yazmıştı: "Şamanizm uygulamasının... başından -yani dinin ilk dönemlerinden- itibaren doğal çevrenin sanrısal potansiyelini işin içine sokmuş olması, kesinlikle kanıtlanabilir olmamakla birlikte, en azından mümkündür." James McClenon, psikotropik bitkilerin bilinç değiştirme için kullanımlarının üzerinde fazla durmadan durumu şöyle özetler: "Biyolojik temelli [değişmiş bilinç durumlarının] kültürel uyumunun bir sonucu olarak Şamanizm sonraki tüm din biçimlerinin kökenidir." Weston La Barre da aynı sonuca ulaşır: "Bütün disosiyatif değişmiş bilinç durumları' -halüsinasyon, trans, cin çarpması, hayali görüntüler, duyusal yoksunluk ve özellikle REM evresi düşler- kültürel bağlamları ve simgesel içerikleri dışında, temelde insanlar arasında her yerde bulunan aynı psişik durumlardır... Şamanizm veya bu durumlar içindeyken doğaüstüyle doğrudan kurulan temas... tüm vahiylerin ve sonuçta tüm dinlerin asıl fiili kaynağıdır."
Bilim
Reklam
Son derece popüler kitabı Sanatın Öyküsü'nün girişinde, Ernst Gombrich şöyle yazmıştı: "Sanat diye bir şey yoktur aslında. Yalnızca sanatçılar vardır." Bu, benim de bu kitapta benimsediğim bir görüş. Pratik ve gerçekçi bir amaç peşindeyim: İmge yaratıcılarının (isterseniz "sanatçı" da diyebilirsiniz) kökenini araştırıyorum, tanımlanması olanaksız felsefi bir kavramın doğuşunu değil. İlk imge yaratıcılarının, daha sonraki bölümlerde betimleyeceğim belirli toplumsal koşullar çerçevesinde, akılcı davrandıklarını öne sürüyorum; onlar "estetik" kaygılarla hareket etmiyordu. Tarihteki özel konumumuzda "sanat" olarak adlandırdığımız, sınırları belirsiz, değişken kavram, ilk imge yaratıcılarından sonra ortaya çıktı.
Dünyanın farklı yerlerinde küçük topluluklarla çalışmış birkaç eğitimli antropoloğun, Orta Paleolitik döneme geri gönderilseler ve Neandertaller'le birlikte yaşama, onların dillerini araştırma ve öğrenme olanağına sahip olsalar, anlaşılmaz bir dünyada mahsur kalacaklarına inanıyorum. Ama aynı araştırmacılar birkaç bin yıl ileriye, Üst Paleolitik döneme doğru ilerleselerdi, hemen dillerini öğrenmeye, akrabalık sistemini ve diğer insani ilişkileri, ekonomiyi, hatta kendilerini ağırlayanların dinlerini araştırmaya koyulurdu. Kısacası kendilerini bugün dünyanın neresindeki bir insan topluluğu içinde "evlerinde" hissedeceklerse o kadar "evlerinde" hissedeceklerdi.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Bilim

Rıdvan Efe

, bir kitap okudu
8/10
·176 syf.·
Beğendi
·
6 günde okudu
·
2022 13. kitabı
Alper Hasanoğlu
8.3/10 · 308 okunma
Konuşmalarımızdan birinde, yeri gelmişti, şöyle bir soru sordum: "Ölüm korkusuyla nasıl başa çıkıyorsunuz?" Ölmeden dört ay kadar önceydi. Bana dedi ki "Sevgili Alper, hayattan alacaklı olanlar ölümden korkar.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam