Rıdvan Efe

Rıdvan Efe
İdealar dünyası sakini... Kaosun kenarında seyirci...
Grafik Tasarım
Lisans/Güzel sanatlar fakültesi
İstanbul
İstanbul
91 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Eğer eski kafalı bir profesöre sorarsanız, o size Platon ve Aristoteles'i, Kant ve Hegel'i, ayrıca daha az şöhretli olan Descartes, Spinoza ve Leibniz'i ve ayrıca korkunç ibretler olarak da Hume, Locke ve Berkeley'i okumanızı önerecektir. Eğer siz onun önerilerine uyarsanız üniversitelerin felsefe olarak adlandırdıkları bölümleri atlayabilirsiniz. Büyük emekler harcayarak bu büyük insanların değişik konularda ne düşündüklerine dair birçok bilgi edinmiş olacaksınız. Büyük filozofları okuduğun sırada kendi aklının uykuya dalmasına izin vermezsen felsefi sorunlar üzerine kendinin ne düşündüğünün ayrımına vardığını anımsamayacaksın. Bu büyük insanların söylediklerinin büyük bir çoğunluğunun saçmalık olduğu ve bilim öncesi bir zihinsel ortama ait oldukları senin için kolay anlaşılır olacak. Onların söylediklerinin bir bölümü temelsiz, bir bölümü de akıllıca yapılmış varsayımlardır. Açıkçası, eğer sorunlarının çözüme ulaşmasını istersen kendi işini kendin yapmalısın.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Şüphesiz Platon büyük deha sahibi biriydi ve Aristoteles geniş ölçüde ansiklopedik bir düşünürdü. Ne var ki çağdaş düşünce açısından onlar, sadece hata ilham ederler. Galileo ve Newton'la geçirilecek bir saatin, sağlam bir felsefeye ulaşmak bakımından Platon ve Aristoteles ile geçirilecek bir yıldan daha fazla yardımı dokunur. Ama eğer bir üniversiteye giderseniz bu sizin hocalarınızın görüşü olmayacaktır.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Felsefe
Eğer bir filozof olmak istiyorsanız, anlamanız gereken ilk şey, çoğu insanın ussal bir tarzda temellendirilmemiş bütün bir inançlar dünyasıyla yaşamı geçirdiği, bazılarının inançlarının diğerlerinin inançlarıyla bağdaşmama eğiliminde olduğu ve bu nedenle de her iki inancın aynı anda doğru olamayacağıdır. İnsanların düşünceleri çoğunlukla kendilerini huzurlu kılacak tarzda kurulmuştur. Çoğu insan için doğruluk ikincil bir öneme sahiptir.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Felsefe
Kalıplar ve Özneler
9/10
·436 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
İnancın insan beyninde nasıl oluştuğunu psikoloji, nöroloji ve evrimsel biyolojiyi temel alarak kapsamlı bir şekilde anlatan nefis bir kitap. Yazar Michael Shermer Amerikan Sceptic dergisinin başyazarı ve editörü. Aynı zamanda bilim tarihçisi de olan Shermer kariyerini insan beyninin yanılgıları sonucu ortaya çıkan boşinançlar, doğaüstü güçler, komplo teorileri, din ve Tanrı inancı gibi konular üzerinde yoğunlaştırmış. Yazara göre beyin evrimsel süreçte dış dünyada kalıplar bulma, kalıplara anlam yükleme gibi eğilimler geliştirmiş. Bu eğilimleri Kalıpsal-yaklaşım(Patternicity) ve Öznesel-yaklaşım(Agenticity) olarak adlandırıyor. Beyni bir inanç motoru olarak tanımlayan yazar, kalıplar bularak ve anlamlar atfederek inanca bağlı gerçeklik oluşturduğumuzu belirtiyor. Ayrıca kitapta bu süreç içinde beyinde gerçekleşen kimyasal etkiler hakkında detaylı bilgiler de mevcut. Yazar özellikle dopamini bir inanç ilacı olarak vurgulamış. Kalıpsal-yaklaşım ve öznesel-yaklaşım temelinde insanın Tanrı, öbür dünya, komplo teorileri, uzaylılar ve siyasal ideolojiler gibi konulara neden ve nasıl inandığının ayrıntılı açıklamaları yapılıyor. Kitapta birçok araştırma referans olarak gösterilmiş. Çok sıkı bir araştırmanın ürünü olduğu anlaşılıyor. Zaten yazar kitabın önsözünde otuz yıllık çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirtmiş. Üzerinde uzun uzun düşünülecek bir kitap. Kuşkucu felsefenin bilimsel kuşkuculuğa çok başarılı bir uyarlaması aynı zamanda. Yazı dili sade ve akıcı. Çok fazla teknik terimle okuyucuyu boğmuyor. Son zamanlarda okuduğum en başarılı popüler bilim kitaplarından biri. (Michael Shermer’in görüşleri hakkında genel bilgi sahibi olmak isteyenler için türkçe alt yazılı Ted konuşmasının linkini aşağıya ekliyorum.) youtu.be/b_6-iVz1R0o
Bilim
İnanan BeyinMichael Shermer · Alfa Yayıncılık · 2017276 okunma
Geçmişte geceleyin göğüste baskı hissi duyulması doğaüstü varlıklara bağlandığı için, bu tür rüyalara insanın üstüne bir varlığın çökmesi anlamında "kâbus" ya da "karabasan" denirdi. O dönemde cinlerin dünyaya musallat olduğuna inanıldığından, insanın üstüne çöken varlıklar ifrit, iblis ya da şeytan diye anılırdı. Günümüzde ise uzaylıların dünyaya musallat olduğuna inandığımızdan, aynı varlıkları uzaylılar diye anmaktayız. Aykırı beyin deneyimlerini nitelendirmek için kullanılan etiketleri kültür belirler.
Bilim
Reklam