Ona yapılan yardımlara rağmen bunları elinin tersi ile nasıl ittiği tek tek gösterilir.Sonrasındaysa varlığın yaşamış olduğu derin üzüntü ve mahcubiyet en büyük azaba dönüşür.
Dehşetli şiddetli azap,Yüce Allah'ın varlığa verdiği değerin ve potansiyelin,başarısız varlık tarafından din gününde farkına varıldığı andır.
Bunun sonucunda o en büyük yüzleşmesini yaşar. Ve der ki;
''Keşke toprak olsaydım!''(Nebe/40)
Bu dünyada kör olan varlıklar(gerçeği görmeyi reddedenler) kendilerine verilen dünya zamanını israf ederek aklını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir. Dolayısıyla onlar gerçeğe ve asıl hedefe karşı hiçbir telaş duymazlar.
Ki onların çoğu da karanlıkta olmalarına rağmen kenilerini aydınlıkta ve hidayette sanırlar!
İttihatçılar da vardı hilâl bıyıklıydılar
sustasına basılmış birer çakıydılar
mor kumrular patlıyordu câmilerden
mavzerlerin gözü dönmüştü
kara kalpaklıydılar
bir tambur kanat çırpmasın Itrî’den
eksiksiz bütün ölmüşlerimiz ayaktaydılar..
kılıçlar çekilmişti Bâkî’nin gazellerinden
Budin’den yaşlı sipahiler
ezan okumaktaydılar
Ertuğrul gâzi mi tutmuştu
Kemal paşa’nın ellerinden
Oğuzlar mıydı yoksa
-Bismillah
yeniden başlamaktaydılar...
(Attila İlhan)