Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için,hiç biy şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum.Bunun ikiside imkansızdır.
Bedendeki tesirler,bedeni idare eden varlığın kontrolü altında ve yüksek tekamül icaplarına göre,bedenin bütün fiziksel,fizyolojik,biyolojik ve ruhsal fonksiyonlarını yerine getirirler.
Burada hiçbirşey zerre kadar aksamaz.Bu tesirlerin fonksiyonları kainatın genel fonksiyonlarından ayrı değildir.Onun büyük ahengi içinde cereyan eder ve o ahengin dışına çıkamaz.
Zaten ilahi nizam,bütün kainatın durum ve hallerini okadar mükemmel bir ahenk içinde tertiplemiş,o kadar muntazam bir mekanizmaya bağlamıştır ki,bütün sonsuz görünüşlerine rağmen kainat olayları tek bir yürüyüş halinde akıp gider.
Bu hakikati görebilenler için ,bir tek beden ve bütün kainat birbirinden ayrılmayan iki mekanizmadır.
İnsan dediğimiz varlık,bilinç evrim basamaklarının en altında bulunan türdür.Ve kendisine çizilen yollara baktığımız vakit henüz iman etme aşamasında olan kişi,bir bebekten veya çocuktan farklı değildir.
Varlık yürüdüğü yollarda sadr mekanizmasında yaptığı her seçim sonucu ya kalbini temizler veyahut kirletir.Kalbin her kirlenmesi aynı zamanda ''onun hastalanmasıdır''
Bunun sonucunda ise onu temizleyecek,arındıracak,sterile edecek çeşitli uygulamalar(günah-musibet kefaret) ateş programı üzerinden tatbik edilir.