Oysa anne-babalar ağlamanın insanı zayıf kılan bir eylem olduğunu düşünürler. Ağlayan çocuğa mızmız, hanım evladı, muhallebi çocuğu gibi tanımları uygun gören kültürel bakış, canı yandığında, üzüldüğünde, kırıldığında ağlamayan çocuğa güçlülük madalyaları hediye eder. Ağlamamayı erkekliğin- yani güçlü olmanın- gereği bilir. Lakin güçlü insanlar duygularını inkâr etmiş ya da baskılamış kişiler değil, aksine, duygularını yaşayıp bunlardan daha güçlü bir şekilde çıkabilmeyi başarmış kişilerdir.