Nalekâr

Nalekâr
Her gün eski her gün yeni Tükenmez gidip geleni Canevimden vurdu beni Bu dünya kimin dünyası? Abdurrahim Karakoç
Gözlerini ölmüş mevsimlerin kuyusuna daldırdığında sıkça hafızasının ihanetine uğruyor.
Sayfa 31 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam
Biliyorsun kararsızlık daima mevzi kaybettirir..
Sayfa 28 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Kulluk, yalnız imtihan anında ortaya çıkar.
Sayfa 14 - Medine Yayınları·Kitabı okuyor
Tasavvuf
‎Müfessirler bu ayet hakkında çok şey söylemişlerdir. Fakat söylediklerinin en güzeli şu iki izahtır: ‎a) Ebu Müslim el-İsfehâni’ nin zikrettiği, en güzel görüşe göre, ‮وَلَا تَجْعَلُوا اللّٰهَ عُرْضَةً لِاَيْمَانِكُمْ‬ tabiri, Allah adına çok yemin etme cüretinden nehyetmektir. Çünkü herhangi bir şey için bir lâfzı çokça söyleyen, o lâfzî o şey için bir engel haline getirmiş olur. Nitekim insan, ‮قَدْ جَعَلْتَنِى عُرْضَةً لِلَوْمِكَ‬ "Sen, kınanmana beni kalkan yaptın" der. Şâir de, ‮وَ لَا تَجْعَلْنِى عُرْضَةً لِلَّوَائِمِ‬ "Beni, kınanmalara maruz bırakma" demiştir. Allah Teâlâ, çok yemin eden kimseleri, ‮وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍ‬ "Her alabildiğine yemin eden zelîl kimseye boyun eğme" (Kalem, 10) diye kınamıştır ve yine, ‮وَاحْفَظُوا اَيْمَانَكُمْ‬ "Yeminlerinizi tutunuz" (Mâide, 89) buyurmuştur. Araplar da, çok az yemin eden insanları övmüşlerdir. Nitekim Küseyyir şöyle demiştir: ‮قَلِيلُ الْاَلَايَا حَافِظٌ لِيَمِينِهِ - وَ اِنْ سَبَقَتْ مِنْهُ الْاَلِيَّةُ بَرَّتِ‬ "Az yemin eden, yeminini tutar. Eğer ondan bir yemin çıkmış ise, o yeminini bozmaz." ‎Az yemin etmeyi emretmenin hikmeti şudur: Önemli önemsiz her hususta Allah’a yemin edenin dili, yemin etmeye alışır. Dolayısıyla kalbinde yeminin ağırlığı kalmaz. Bundan ötürü’de yalan yere yemine cür’et edip etmediğinden emin olunamaz. Böylece de yemindeki asıl maksad zarar görür. Keza İnsân, Allah Teâlâ’ya ne kadar çok saygı duyarsa, kullukta da o nisbette mükemmel olur. Böyle bir kimsenin yanında, Allah’ın isminin anılmasının, o kimsenin Allah’ın ismiyle dünyevî bir menfaat için şahadet etmesinden daha yüce ve âli olması, Allah’a saygının en ileri derecesini ifâde eder. ‎Cenâb-ı Hakk’ın bundan sonraki, ‮اَنْ تَبَرُّوا‬ "iyilik etmeniz için" buyruğu, bu nehyin bir illetidir. Buna göre bu ifâde,

Tûbâ

@Esir_i_gurbet_i_nalan
·
224 - Yeminlerinizden dolayı Allah'ı iyilik etmenize, fenalıktan sakınmanıza ve insanların arasını bulmanıza engel yapmayın. Ebu Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh hakkında inmiştir, çünkü Hazreti Âişe radıyallahu anha'ya iftira eden Mistah'a yardım etmeyeceğine yemin etmişti. Ya da Abdullah bin Ravaha hakkında inmiştir, o da eniştesi Beşir bin Numan ile konuşmayacağına ve kız kardeşiyle arasını bulmayacağına yemin etmişti. Urda fu'le veznindedir, kubda gibidir; insanın önüne çıkan şeye yahut bir şeye maruz kalana denir. Ayetin birinciye göre manası, Allah'ı yemin ettiğiniz iyiliklere engel kılmayın, demektir. Bu takdirde yeminlerden yemin edilen şeyler murat edilmiş olur. Mesela Efendimiz aleyhisselam'ın İbn Semüre'ye: Bir şeye yemin eder de bozmayı daha hayırlı görürsen, o hayırlısını yap, yemininin kefaretini ver, sözü gibi. En edatı sılasıyla beraber onlar için beyandır (onlarla aynıdır). Lam da urdatan'a bağlıdır, çünkü onda itiraz (karşısına çıkma) manası vardır. Lam'ın illet için olup en'in de fiile yahut urda'ya müteallık olması da caizdir, yani şöyle demek olur: Allah'ı onunla yemin ettiniz diye iyilik yapmanıza engel kılmayın. İkinciye göre de mana: O'nu yeminlerinize maruz bırakmayın, çok yemin ederek adını saygısızca anmayın, demek olur. Bunun içindir ki: “Her çok yemin eden şerefsize itaat etme” (Kalem: 10) demiştir. En teberru da yasağın illetidir, yani iyiliğinizi, takvanızı ve insanların arasını bulmanızı istediğim için sizi bundan men ediyorum, demektir. Çünkü çok yemin eden Allah'a karşı cesaret göstermiş demektir. Ona karşı cesaret gösteren de ne iyi ne takva sahibi ne de arabulucu olabilir. “Allah hakkıyla işitendir” yeminlerinizi, “hakkıyla bilendir” niyetlerinizi.
Sayfa 286 - 1.cilt-2/Bakara-224.âyet tefsiri
Kur'an'ı Kerim
Ömründen sadece bir gün kaldığını farzet ve ona göre ahirete hazırlan ve ölüm meleğinin geleceğini düşünerek ona göre tedbirini al.
Sayfa 14 - Medine Yayınları·Kitabı okuyor
Tasavvuf
Reklam