Selam kitap severler;
Herkesin başlarken yanında peçete bulundurduğu gözlerinin ağlamaktan şişmiş ve tekrar hayata odaklanmak da sorun yaşatan kitabın incelemesi ile geldim. .
Orhan Kemal (Mehmet Rauf Öğütçü)'in "yazarken ağladığım" Dediği El Kızı kitabı ile geldim.
Öncelikle okurken yanınızda sinirlerinizi yatıştıracak bolca sakinleştirici ve büyük bir bardak su olsun..
Eser de ana karakterler saf ve sakin Nazan, bencil koca Mazhar, fettan kaynana Hacer ve minnoş oğlan Haldun üzerinden konu ilerliyor.
Sakın ve dünyalar güzeli Nazan, kaynana baskısı ve kıskançlığı içinde evin bütün işini görür. Öksüz ve teyzesinin yetiştirme tarzı ile içine kapanan yalnız ve uysal bir gelin..
Annesinin sözlerine inanmıyorum değip inanan, kendi düşünce ve tarzına zıt gelmesine rağmen sırf güzel diye Nazan ile evlenen Mahzar..
Aslın da kitap da batılı hayata ayak uydurmaya çalışan, düşük kesimli insanların hayatta kalma çabalarını okuyoruz.
O dönemden etkilenen yazarımız; ekonomik koşullarının ve aile ilişkilerinin nasıl yaşandığını iliklerimize kadar hissettiriyor. Okurken bolca sinirlendiğim kişi Mazhar olsa da, en çok üzüldüğüm Haldun oldu. Yalnızlığı ve çaresizliğinde ile sürekli Nazan'a kucak açma sevdam bitmedi.
Hala ülkem de ve dünya da ekonomik koşullar altında hayatta kalmaya, kendini idame ettirmeye çalışan kadınlarımız, gençlerimiz, insanlarımız var.
Orhan Kemal'in okuduğum hemen hemen her kitabının sonunun acıklı bitmesi o dönem de neler yaşadığının ispatı gibi...
Daha güzel yarınlara kitaplarla, umutlarla....