Toplumlar; muhafazakârlık rolünün bir gereği olarak mutaassıp dindarlar, din adamları, imparatorlar, aşırı sağcı partiler ve siyasi polis birimleri yaratırlar.
İlerleme rolünün bir gereği olarak da inkârcılar, devrimciler, sol partiler, tecrübî bilimler, sıradışı sanatçılar ve benzeri ile temayüz ederler.
Toplumlar hedeflerine erişmek için, iki eğilimin sancaktarlığı arasında rekabete başlarlar ve hepsi de kendi özel hesapları için çalışıp çabaladığını hayal ederler ama aslında onu aşan güçlerin menfaatine çalışırlar.
Orada öyle takılmamın nedeni; kendimce bir çeşit veda duygusu yaşamaya çalışmamdı. Birçok okuldan, birçok yerden ayrıldım, ayrıldığımı anlayamadım. Bundan nefret ediyorum. Ayrılışlarım acıklı, hatta kötü olabilir, Ama bir yerden artık ayrılıyorsam bunu anlamak istiyorum. Bunu anlamadığınız zaman kendinizi daha kötü hissediyorsunuz.
"Sıradan insanlar dinginliği kendilerinin dışında, araba gezilerinde, rahat çalışma odalarında ararlar; düşünen insan ise her şeyi kendi içinde bulur. "
... dinleyiciler arasında veliler de vardı. Bunhesabı yapınca fark ettik ki çocuklar bizim hayatımızın tamamını kaplıyor gibi gözükse de aslında biz onların hayatında yokuz.
Yemeğini hazırlıyor, ödevine yardım ediyor, banyosunda yaptırıyor, uyutuyor, giydiriyoruz. Ona iyi eğitim, besleyici yemek, vaktinde uyku, sağlıklı yaşam sununca, arada başını okşayıp öpünce görevimizi yaptık sanıyoruz.
Bunlar o kadar yorucu ki, hepsi bittiğinde onu bir televizyon ya da bilgisayar ekranı karşısına oturtup biraz "kafa dinlemek" istiyoruz.
Çünkü işimiz var, çok işimiz var....
" Onun macerasını yazıyormuş bir yazar. Hem de roman formunda. Umarım işe yarar. Hayat dolu bir mimar, meşhur bir model, iradesi sağlam temiz bir adam, uçurumdan boşluğa ne diye atlar?
Belki sabırlı birkaç yabancı olsun, Göksenin'in görkemli bir o kadar da hazin hikayesini okur ve gıyabında onu bağrına basar."