Doğru dürüst bir siyaset güdecek yerde, hileye başvuran Abdülhamit, bütün kozları birbirine karşı oynuyor, yabancıyı yabancıya, Türk’ü Türk’e karşı kullanıyordu. Rumeli’deki hafiyelerinin sayısını artırmıştı. Şimdi Selanik’te, bunların kırk bini bulduğu söyleniyordu. Hıristiyan azınlıklar, hiç olmazsa, yabancı devletler tarafından korunuyordu. Türkler ise, kendi sınırları içinde baskıya uğrayan bir azınlık gibiydiler. Çevrelerinde bir kurtuluş çaresi arıyorlardı. Görünüşe göre, tek umut, Türk ordusunun genç subaylarındaydı.